Uçmakla düşmek arasındaki en önemli fark, işte tam o sırada dünyanın aldığı biçimdir. Uçan kişi, dünyanın biçimine hâkimdir, kendi bedenine de.
Uçmak, hareketleri isteğe göre yapmak demektir, tabii havada kalabilmek için yapılması zorunlu hareketler var. Düşen kişi istediği gibi davranamaz, istediği yere düşemez; ben de bu yüzden toprağın üzerine, cam kırıklarının içine düştüm, çaresiz.
Sevincin gündelik olaylara bağlı bir şey olduğunu düşünüyorlar. Bazı nesnelere, biçimlere, renklere ya da seslere. Ama durum öyle değil; neden, bilmiyorum, ama eminim bundan...