Bu yeni şarkılardan, özellikle biri yüreğini oynatıyordu Pelagiya'nın, içini hüzünle dolduruyordu. Acılı şaşkınlığın karanlık yollarında yapayalnız dolaşan yaralı bir ruhun üzüntülü düşüncelerini yansıtan bir hava yoktu bu şarkıda. Yoksulluk ve korkunun etkisiyle açması bir duruma düşen kişiliksiz, renksiz bir ruhun iniltileri de değildi. Bu şarkıda, ne uçsuz bucaksız yerlere susamış buruk bir yüreğin sıkıntılı İç çekişleri, ne de ayırım yapmaksızın kötülüğü de, iyiliği de ezmeye kararlı bir cüretkarın meydan okuyuşu duyuluyordu. Uğradığı hakaretin öcünü alma pahasına her şeyi yok edebilen, ama herhangi bir şeyi yaratmaktan aciz kimselerin körü körüne besledikleri kin de değildi bu. Eski dünyadan köleler dünyasından, hiçbir yankı yoktu bu şarkıda."
"Yaşam böyle geçerdi. Bulanık bir su gibi, ağır ağır ve hiç durmadan akar, yıllar birbiri ardından geçer giderdi. Her geçen gün aynı düşünce, davranış, eski ve inatçı alışkanlıklardan oluşmaktaydı. Kimse bu durumu değiştirmeye yeltenmezdi."