Ne mutlu ki, bu biyografi çağında iki görüntü çoğunlukla birbirini tamamlamaktadır, böylelikle büyük adamların düşüncelerini yalnızca söyledikleriyle değil, yaptıklarıyla da yorumlayabiliyoruz...
Bir roman söz konusu olduğunda dürüstlük dediğimiz şey , yazdıklarının gerçek olduğu konusundaki inandırıcılığıdır. Kişi okurken her bir satırı her bir cümleciği ışığa tutar, çünkü doğa bizlere görülmemiş bir biçimde romancının dürüst yada dürüstlükten yoksun oluşunu saptamamıza yarayan içsel bir ışık sağlamıştır.
Kadınlar yüzyıllardır, erkek görüntüsünü gerçek boyutlarının iki katında gösterebilen enfes bir güce sahip büyülü birer ayna görevini yerine getirmişlerdir... Uygar toplumlarda kullanımları nasıl olursa olsun, aynalar , tüm şiddete dayalı ve kahramanca eylemler için gereklidir. Napolyon ve Mussolini bu nedenle kadınların zayıflığı üzerinde önemle dururlar , çünkü kadınlar daha aşağı düzeyde olmasalardı büyüteç işlevini yerine getiremezlerdi... Kadın gerçeği söylemeye başlarsa erkeğin aynadaki görüntüsü küçülmeye başlar... Bunu elinden aldığımızda erkek kokaini elinden alınmış uyuşturucu bağımlısı gibi ölüp gidebilir.
Dudaklarımdan yalanlar dökülecek, ama bunların arasına karışmış bazı gerçeklerde olabilir, bu gerçeği bulup çıkarmak ve saklamaya değer bölümü olup olmadığına karar vermek size düşüyor. Saklanmaya değer bir yanı yoksa, tümünü çöp sepetine atar , unutup gidersiniz.