Ah Martin Eden! Kitap bitti ama etkin bitmedi. Hala içimde yaşamaya devam ediyorsun. Her okuyanın aklına, kalbine kazınacak bir eser. Tam bir başyapıt.
Başlarda bilgisiz ve kültürsüz (aynı zamanda bunun farkında da olan) Martin Eden'in aşkı tatmasıyla birlikte kendini kütüphanede bulması bir oluyor. Kitabın kilit noktası da zaten Martin'in eline bir kitap alması oluyor. Bundan sonra Martin Eden eski Martin Eden değildir. O artık okudukça okumak isteyen ve içindeki öğrenme arzusunu bir türlü susturamayan bir insana dönüşmüştür. Çevresine ve insanlara bakış açısı değişir, sorgulamaya başlar, etrafındakilerin zaaflarını, eksikliklerini fark eder ve bunu da açık açık ifade etmekten geri durmaz. Tabi eleştiri almaya ve dışlanmaya da başlar bizim Martin. Ama yalnız değildir asla. Kitapları vardır onun. Ha bir de kalemiyle kağıdı. Yazar da olur bir süre sonra. Fakat bir sıkıntısı vardır. Hem de gitgide büyüyen bir sıkıntı. Psikolojik ve ideolojik bir savaşın içinde çırpınırken aynı zamanda hayatta kalabilme savaşı da vermektedir kahramanımız. Kitabın tek düze gittiğini ve sonunun tahmin edilebilir olduğunu düşünürseniz çok yanılırsınız. Kitabın sonuna doğru öyle bir hale sürükler ki Martin'i bu çırpınmalar... Neyse spoiler vermeyelim. Okuyun derim. Okumayanlara da ısrarla tavsiye edin.