Ama şimdi, bilgisayarlı çöpçatanlıklarla, bilgisayarların ayarladığı flört ve evliliklerle, aşkta da aklın duyguya karşı zaferi nihayet –bilgisayar aracılığıyla– sağlanmış bulunuyor.
Hayvanlarla bitkilerin din kitaplarında özel bir yeri yoktur. Hazreti İsa bir fili ölüler aleminden çekip çıkarabilir, kör yunusların gözlerini açarak, topal köpekleri iyileştirerek mucizeler yaratabilirdi. Neden kediler kangurularla, karıncalar da insanlarla mucizeler yaratmıyor? Mucizeler bile homo sapiens’in tekelinde. Din kitaplarında rastlanabilecek bütün yapısal tahliller de, insanın tüm canlılar ve “cansız varlıklar” üzerindeki mutlak üstünlüğünü gösteriyor.
Hiyerarşinin en tepesinde insanoğlu var. Kendisini oraya oturtan kendisi olduğu için, onu oradan kaldırmak ve hiyerarşi kavramının kökünü kazımak da yine insana düşüyor tabii. Oysa biz, bütün o kibrimiz içinde, bazen bilinçli bazen de bilinçsiz olan bu muazzam gücümüzün tadını çıkarmaktan hoşlanıyor gibiyiz.
Bir kasetçaların düğmesine basıp bir Chopin noktürnünü susturmakla bir düğmeye basıp nükleer başlıklı füzeler fırlatmak arasındaki mesafe çok büyük değildir.