Gençligimde bir film çekimi esnasında bir yalıda çalışmıştık. Bir eski zaman hanımefendisi, bir Osmanlı hanımefendisi, o yalının sahibesi "Kızım, gel bak bir otur yanıma, sana bir sey söyleyeceğim!" demiști. Sanki ilham gelmiş gibi. "Biliyor musun, hayat bitti zannedersin, yeniden başlar, bitti zannedersin yeniden başlar," Çok güzel değil mi? Benim hayatım defalarca bitti zannettim ve hep yeniden bașladi. Bu böyle bir şey. Bitiş
çizgisine geldim geldim derken, yeni bir yol açılıyor, taze bir hayat.. Herhalde gerçek sona vasıl olduğumuz zaman da, orada yeni bir hayata doğuyoruz.
Yıllar önce Kemal Tahir, bir vaka anlatmıştı bize. Hapisteyken bir gece müdür tarafından, Kemal Tahir den bir idam mahkumunun son anlarında yanında bulunması isteniyor. Kemal Tahir idam mahkumunun yanına gidiyor. Adam iki yahut
dört rekât namaz kldıktan sonra oturuyor. "Şimdi" diyor Kemal Tahir, "konuşmamız gerekiyor. Sabaha bu adam idam edilecek. Fakat birden fark ediyorum ki, bu dünyada bütün konuşmalar geleceğe aittir, geleceği olmayan bir adamla ko-
nuşacak hiçbir șey yoktur!" idam mahkumuyla doğru dürüst bir laf bulup konuşamıyor Kemal Tahir..
Kemal Tahir özel bir ilgi göstermedi mi size?
Bir ara oyunumdan bahsediyorlar ve bu kız bir oyun yazdı ve ilgi topladı, diyorlar. Kemal Tahir, oyunumla ilgili bir şey bilmemesine rağmen bana dönüyor ve diyor ki: "Maskaralık yaptığın sürece seni alkışlarlar, ciddi bir şey yaptığında kimse suratına bakmaz, yolunu ona göre seç! Bu sözler müthiş bir etki yapıyor üzerimde; eve vardığımda uzun uzun dü-
şünüyorum.