Ölmek nasıl bir ansa yaşamak da bir an. Gözlerini kapar ve bütun gereksiz korkuların çözülüp gitmesine izin verirsin. Sonra korkudan muaf olan bu yeni varoluş halinde kendine sorarsın: Ben kimim Şüpheler olmadan yaşayabilseydim neler yapardım? Haksızlığa uğrama korkusu olmadan yaşayabilseydim? Acıdan korkmadan seve bilseydim? Yarın o tadı nasıl özleyeceğimi düşünmeden, bugünün tadını çıkarabilseydim? Zamanın geçişinden ve sevdiklerimi benden çalabileceğinden korkmamış olsaydım? Evet. Ne yapardım? Kimleri umursardım? Ne için savaşırdım? Hangi yollarda yürürdüm? Nelerden haz alırdım? İçimdeki hangi gizemleri çözerdim? Kısacası, nasıl yaşardım?
O büyük ve muazzam zamanda unuttum.
Kanatlarım çok oldu üşüyor benim.
Bu beyaz ıssızlıkta göğsüme düşüyor benim.
Bu yüzden eğik boynum.
Bir kuşun anısı kalmış bende ,saklı
Bundan gözlerimdeki kayalık,içimdeki serseri buzullar.
Dürtme içimdeki narı
Üzerimde beyaz gömlek var.