Mânâ kelimesi "insanın gerçekliği, suretin içindeki asıl muhatap, varlığın özü" biçiminde Yunus'un dilinde bulmuştur:
Ma'na eri bu yolda melûl olası degül Ma'na duyan gönüller hergiz ölesi degül
Bir şeyin taklit ve sahtesine dava, gerçeğine ve ruhuna da mana denildiği göz önüne getirildiğinde, insan denen kalıbın gerçekliğinin mana olduğu, geri kalanın kuru bir davadan ibaret olduğu anlaşılır.
Mana kelimesinin tasavvuf ıstılahınca "rüya" demeye geldiği de bilinmektedir. Şair kelimenin bu ikinci anlamıyla da iham-ı tenasüp yapmakta ve gerçekte fakir de olsan farz et ki padişahsın, fakirlik bedenini kuşatmış da olsa kalbinden sultan olabilmek elindedir; hani bir rüya gibi... Zaten şu dünya da bir göz yumup açıncaya değil mi? Çıplak ve fakir bir zavallı olarak geldiğin şu dünyada sultan olsan ne yazar?!.. Ancak ki ruhun iman ışığında sultanlar gibi yaşasın!.. Gerisi boş ves-selam!...
İskender Pala
Kitâb-ı Aşk