Kefensiz Gömülenler - Şükrullah Yusufoğlu
_____________________
Stalin dönemini anlatan kitaplar okumuşsunuzdur, biliyorsunuzdur ben sizi Stalin dönemi Özbek yazarın anılarına götürmek istiyorum bunu neden istiyorum tarihten ders almak ikincisi bir kişinin anıları aslında bir toplumunda anıları. Bu anı kitabında Şükrullah Yusufoğlu’nun KGB sorgu ve işgencelerini, Sovyet sürgün kamplarını anlatıyor. Her sayfası öyle tüyler ürpertici ki sinir dayanmaz bunları yaşamaya, sadece Türk olduğu için sürgüne gönderilen ve çok ağır şartlar altında mahkum olan yapmadığı suçlara yaptı diye gösterilen ve Sibirya’ya sürgün edilip yamalı kıyafetler ile -50 -60 derecede soğukta çalışmak, tundra ikliminin 11 ay donmuş toprak 1 ay çamurunu görmek, aileni görememek, sopa işgencelere maruz kalmak, halk düşmanı ilan edilmek, kaldığı hapishanelerde tuvalet olmaması, yemek olarak sadece darı lapası yiyen yazar şair Şükrullah Yusufoğlu. Stalin yönetimi korku ile yapıyor, iktidarını korku ile sürdürebiliyor, kötü söz söylemek değil yapmadığın şeylerden bile yargılanan çok fazla insan var. Akra Kültür Sanat ve Edebiyat dergisinden aldığım alıntılar bırakmak istiyorum çok nefis bir makale “Baht yıldızının sönmeye başladığı 19.yüzyıl ve korku tüneline girdiği 20.yüzyıl, Türklerin topyekûn sürgünlere, katliama ve soykırıma uğradığı, acıların birbirine eklenerek devasa bir çığa, kulaklarımıza yapışıp kalan acı bir çığlığa dönüştüğü karanlık yılların toplamıdır. Büyük bir hızla geri çekildiğimiz Balkan coğrafyasından başlayıp Anadolu, Ortadoğu, Orta Asya’ya doğru genleşen kadim Türk yurtlarında başlayan ve hâlâ bitmeyen sürgün, katliam ve soykırımların bilançosu yüz milyonun üzerinde bir Türk nüfusa karşılık gelmektedir. Yeryüzünde dört tane soykırım varsa bunun üç buçuğuna Türkler maruz kalmıştır.
Herhangi bir dert ortağın olmayıp da yapayalnız kaldığın zamanlarda, sana acı verip de bir türlü sırrına vâkıf olamadığın düşüncelerin anlaşılmasında kitap imdadına yetişirmiş.