Hani biri size okuduğunuz bir kitabın nasıl olduğunu sorar da diyecek bir şey bulamazsınız, sadece bir an önce okuması için karşınızdakini ikna etmeye koyulursunuz ya. Hah, işte Momo öyle kitaplardan biri.
Momo'yu Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden hemen sonra okumam planlanmış bir şey değildi ve okurken ben de çok şaşırdım. Ayarlanmış bir okuma olsa anca bu kadar olabilirdi herhalde...
Kitap, Momo isminde kimsesi olmayan, bir tiyatro yıkıntısında tek başına yaşayan küçük bir kızın yaşadığı sıra dışı macerayı konu alıyor. Sıra dışı demişken... Kitapta olan olaylar hem çok fantastik hem de fazlasıyla gerçekçi. Yani aslında kurgudaki ögeler olabildiğince sembolik.
Momo'nun en büyük özelliği insanları dinleyebilmesi. Kitapta bu küçük kızın çok iyi bir dinleyici olduğunun üzerinde duruluyor. Çok basit gibi görünen bu özelliğe aslında herkesin ihtiyacı yok mu? Hem böylesine güzel dinleyen birilerine, hem de karşındakini aynı şekilde dinlemeye. Kitapta da bahsedildiği gibi insanlar Momo gibi dinleyebilseler birbirlerini, hiçbir sorun çıkmayacak, kavgalar, tartışmalar en aza indirilecek belki de.
Sayısız güzel mesajı olan bu kitabın ana teması : zaman. İnsanların zamanlarını nasıl kullandıkları, günlük hayatın koşturmacası arasında akıp giden zaman, yitirilen değerler, büyük bir değişime uğrayan toplum yaşantısı...
Kurgunun geldiği kötü noktanın şu anda içinde yaşadığımız dünyayla olan açık benzerliği insanı hem şaşırtıyor, hem de olabildiğince üzüyor.
Akıcı anlatımı, kurgusu, vermek istediği mesajlar okuyucuda fazlasıyla olumlu bir etki bırakıyor. Tadı damağınızda kalıyor anlayacağınız.
Çok bile uzattım lafı. Hala okumadıysanız kesinlikle tavsiye ediyorum. Hiç vakit kaybetmeden okuyun, okutun.