Manacled. Yani Alchemised. Benim gibi Harry Potter aşıkları genellikle Harry Potter ile ilgili çoğu fanfiction'a hakimdir. Benim de Türkiye'deki çoğu fanfiction'a hakim olduğum doğrudur. Seneler süren bir okuma maratonu diyebilirim buna. Dramione (Draco - Hermione) hikayelerini ise tabii ki çok severim. Ancak Manacled'i hiç duymamıştım. Yurtdışında yayılan bir hikaye olduğu için, biraz da paslanmışım sanırım. Ta ki bir arkadaşım söz edene kadar. O yüzden bu kitaba koşmam ışık hızında oldu desem yeridir. Yazar, hayran hikayesi tutulunca karakterleri ve olay örgüsünü değiştirerek Alchemised'ı yaratmış. İlk önce onu okumak istedim. Manacled'i de okuyacağım daha sonra.
Alcehemised'e dönecek olursam, ben bu kitaba tabii ki de bayıldım. İlk başta karakterleri Hermione, Harry, Draco, Snape olarak okusam da sayfalar ilerledikçe konu giderek özgünleşti ve o karakterler benim için farklılaştı. HP evreninden çıkmış oldum. Aslında konuyu değiştirip oldukça özgünleştirmiş ancak Hp evreni beynime kazındığı için bazı kısımları direk iç içe geçirerek okudum. Buna engel olamasam da okudukça yarattığı evrene hayran kaldım ve bağlandım.
İlk 100-200 sayfada anlatım biraz yoruyor, evreni tam aktaramadığı için ve olay örgüsü direk savaşla başladığı için karakterlerin çok geçmişine inemiyoruz. Oldukça özgünleştirdiği için de bambaşka bir sihir dünyasına adım atıyoruz. Böyle bu yeni evreni okudukça tanıyoruz. Bu da insanı çok zorluyor. Özellikle HP evreni olarak baktığın zaman... Ancak kitap ilerledikçe matruşka gibi açılıyor. Kalemini çok sevdim ve Manacled'i de kesinlikle okuyacağım. İsterse aynı olsun, sıkılmadan okurum gibi geliyor ancak içimden bir ses farklı diyor. Okuduğum zaman burayı güncellerim.
Genel olarak ben karakterleri çok sevdim. Özellikle Kaine'i ve Helena'yı...