Skrn

Skrn
Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi
İstanbul
935 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
BU FİNAL YAKIŞMADI!!!
7/10
·298 syf.·
2026 13. kitabı
Verity. Verity adındaki bir yazarın kaza geçirmesinin ardından Lowen'a gelen teklifle yazarın kitaplarını tamamlaması istenir. Lowen, Verity'in evine taşınır ve onun çalışma odasında romanlarının taslaklarını incelemeye başlar. Bu arada Verity'nin başına bir sürü talihsizlik gelmiştir. İkiz kızları farklı zamanlarda ölmüş, kendisi trafik kazasında ağır bir hasar alarak felç geçirmiştir. Verity'nin eşi Jeremy ve küçük oğulları kalmıştır. Lowen malikaneye gelerek Verity'nin çalışma odasına kapanır. Taslakları ararken bir otobiyografi bulur. Verity'nin otobiyografisi... Yazarın karanlık bir yüzü mü vardır? Lowen bu otobiyografiyi okurken şoktan şoka girer ve korkar. Genel olarak aslında oldukça ürkütücü başlayan bir kitap oldu. Beni çokça meraka sürükledi. Genel olarak aslında yazarın kalemini sevdim ama ben psikolojik gerilim kitabında bu kadar +18 olmasını beklemiyordum. Yani bekliyordum ama cinsellik anlamında değil, vahşet anlamında bir şeyler umuyordum. Sürekli +18 sahnelerin araya girmesi beni sıktı ve kitaptan soğuttu biraz. Gene de kitap oldukça güzel başladığı için sonunun biraz farklı olmasını umdum ancak umduğum sonu bulamadım. Bence sonu daha farklı olmalıydı. Böyle bir konuya bu son hiç yakışmadı. Yani çok güzel bir konu bulup, bunu nasıl bozarım sonunda diye düşünmüş sanki. Bu kadar sıradan bitmemeliydi. Ben ağır bir yüzleşme beklerdim ancak hiçbirisi olmadan oldubittiye gelmişti. Beni biraz hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Kalemini sevdim mi sevdim ancak konusunu tamamlayamadı. O yüzden kitaba puanım 7/10... Okuduğunuz için teşekkürler. :)
Alıntı
VerityColleen Hoover · Epsilon Yayınevi · 20256,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
AYNI YERDEN YARA ALANLAR, YARALARINDAN TANIRDI BİRBİRLERİNİ!!!
10/10
·656 syf.·
2026 12. kitabı
Tulpar ve Ahuzar. Timur ve Ahu. Bu seriye koşarak Gökçen Serisini okuduktan sonra geldim. Yazarın kalemini beğendikten sonra, orada çok sevdiğim Timur'un da hikayesini anlatan bir seri olduğunu görünce kendimi Bülbül Kapanı'nı okurken buldum. Bu seriye başlarken yalan yok, sessiz Timur'un hikayesi nasıl olacak, çok sıkılır mıyım diye bir an korkmuştum ancak açıkçası aksiyon anlamında Gökçen'i geçmekle kalmadı baya baya beni yanıltıp heyecanlandırdığı sahneler oldu. Tulpar ve Ahuzar'a ben bayıldım. Karakterlerin içindeki karakterler... Madalyonun farklı farklı yüzleri ve aslında yaralarından kalplerini tanıyan iki insan. Hikaye Kenan denen bir yeraltı patronunun inine Üsteğmen Timur'un Tulpar adıyla sızmasını ve Kenan'ın takıntılı olduğu kadın Ahuzar'la tanışmasını anlatıyor. Oysa ki ikisi çok daha önce tanışmış ve Ahuzar onu görür görmez onu Kenan'dan kurtaracak adam olduğunu anlıyor. Çünkü Timur Tönge onu daha önce Beyrut'ta büyük bir patlamadan sağ kurtaran asker. Elinde sadece fotoğrafı kalan asker... Ve ikili hem birbirlerini tanır, hem büyük bir aşkla birbirlerine bağlanır. İkisinin arasındaki o aşkın adım adım oluşumunu, ikisinin de sevdasının masumluğunu yazar o kadar iyi aktarıyor ki... Kendinizi bu ikiliye dua ederken falan buluyorsunuz. Hele bir Uçurum sahnesi var ki beni hüngür hüngür ağlattı. Kadife'nin sahnesinde de baya ağladım. Baya baya kendime gelemedim. Kitap bu demeyin, ben okurken yaşayanlardanım. Beni çok etkiledi. Ahu ve Timur'un yanı sıra Cihan ve Biricik, Aknene, Adem ve Güldeste'yi ve daha nicelerini okuyoruz. Hele Aknene ve Adem beni mahvetti. Bu seride de Gökçen gibi kalan tüm yan karakterlere bayılıyorsunuz. Kızılgerdan ekibini de çok sevdim ve oradaki karakterlere de bayıldım. Açıkçası ben Bülbül Kapanı'na bayıldım. Gerçekten seride
Alıntı
Bülbül Kapanı IVLoresima · Ephesus Yayınları · 20251,058 okunma
EV KENDİNİ AİT HİSSETTİĞİN YERDİ!!!
10/10
·576 syf.·
2026 7. kitabı
Kepçük ve Pamuk... Bu seriye bir türlü inceleme giremeyişim içimde kalmıştı. Yeni bir yazarla tanıştım ve kalemini ben çok sevdim. Kepçük ve Pamuk... Murathan ve Gökçen... Her zaman söylerim, karakterlerin çocukluklarını da okuduğum zaman o kitaplarla aramda çok farklı bir bağ oluşuyor. Hatta bu seri için bebeklikleri demek daha iyi olacak. Yüzbaşı Murathan ve Doktor Gökçen'in bebekliklerinden süre gelen sevdasını okuyoruz. Ama asla sıkılmadan... Şahsen ben hiç sıkılmadım. Babaları asker olan ve çocuklukları birlikte geçen bu ikili babalarının şehit düşmesinden sonra bir anda ayrılıyor. Senelerce görüşemiyorlar. Ta ki Gökçen'in Silopi'ye atanmasına kadar. Orada Murathan'la yani Kepçük'le birbirlerini buluyorlar ve serimiz burada başlıyor. 4 kitaplık bir seri. Aralarındaki diyalogları ve sevgileri o kadar güzel ki inanın gözlerimden kalpler çıkararak okudum bu ikisini. Yeri geldi ağladım da diyebilirim. Su gibi aktı gitti. Hiç sıkılmadım. Sadece Gökçen ve Murathan değil, Barut Timi'ni de okuyoruz ve onların sevdalarını da... Yeni yeni karakterler giriyor, girdikçe onların aşkları ve maceralarını da okuyoruz. Ben tüm karakterleri çok sevdim. Ki bu benim için nadiren olur. Genelde yan karakterleri pek sevmem ve onların sahnelerini okurken sıkılır ve atlarım. Ama bu kitapta bunu yapamadım ve hepsiyle bağ kurup onların hikayelerini de merakla okudum. Özellikle en çok Timur'u çoook ama çoook sevdim. Zaten bu seriyi bitirdikten sonra onun da serisi varmış. Koşarak gidip onu okudum. Onun da incelemesini yapacağım birazdan. Yani demem o ki tüm karakterler can can... Kitabın en çok geçmiş sahnelerini, Pamuk ve Kepçük'ün çocukluk hallerini okumayı sevdim, babalarının dostluğunu, ailelerin dostluğunu, yani ben genel olarak bu serinin her satırını çok sevdim. Gökçen ve Murathan
Alıntı
Gökçen 4Loresima · Ephesus Yayınları · 20253,173 okunma
MERAK ETME! DAİMA SANA GERİ DÖNECEĞİM!!!
10/10
·1040 syf.·
2026 8. kitabı
Manacled. Yani Alchemised. Benim gibi Harry Potter aşıkları genellikle Harry Potter ile ilgili çoğu fanfiction'a hakimdir. Benim de Türkiye'deki çoğu fanfiction'a hakim olduğum doğrudur. Seneler süren bir okuma maratonu diyebilirim buna. Dramione (Draco - Hermione) hikayelerini ise tabii ki çok severim. Ancak Manacled'i hiç duymamıştım. Yurtdışında yayılan bir hikaye olduğu için, biraz da paslanmışım sanırım. Ta ki bir arkadaşım söz edene kadar. O yüzden bu kitaba koşmam ışık hızında oldu desem yeridir. Yazar, hayran hikayesi tutulunca karakterleri ve olay örgüsünü değiştirerek Alchemised'ı yaratmış. İlk önce onu okumak istedim. Manacled'i de okuyacağım daha sonra. Alcehemised'e dönecek olursam, ben bu kitaba tabii ki de bayıldım. İlk başta karakterleri Hermione, Harry, Draco, Snape olarak okusam da sayfalar ilerledikçe konu giderek özgünleşti ve o karakterler benim için farklılaştı. HP evreninden çıkmış oldum. Aslında konuyu değiştirip oldukça özgünleştirmiş ancak Hp evreni beynime kazındığı için bazı kısımları direk iç içe geçirerek okudum. Buna engel olamasam da okudukça yarattığı evrene hayran kaldım ve bağlandım. İlk 100-200 sayfada anlatım biraz yoruyor, evreni tam aktaramadığı için ve olay örgüsü direk savaşla başladığı için karakterlerin çok geçmişine inemiyoruz. Oldukça özgünleştirdiği için de bambaşka bir sihir dünyasına adım atıyoruz. Böyle bu yeni evreni okudukça tanıyoruz. Bu da insanı çok zorluyor. Özellikle HP evreni olarak baktığın zaman... Ancak kitap ilerledikçe matruşka gibi açılıyor. Kalemini çok sevdim ve Manacled'i de kesinlikle okuyacağım. İsterse aynı olsun, sıkılmadan okurum gibi geliyor ancak içimden bir ses farklı diyor. Okuduğum zaman burayı güncellerim. Genel olarak ben karakterleri çok sevdim. Özellikle Kaine'i ve Helena'yı...
Alıntı
AlchemisedSenLinYu · Del Rey · 2025273 okunma
DUYABİLMEK İÇİN SUSMAK GEREKİR!
7/10
·192 syf.·
2026 3. kitabı
Çevik Atmaca. Yerdeniz Öyküleri’nin giriş kitabı. Çevik Atmaca yani Ged ile tanışıyor ve bir yolculuğa çıkıyoruz. Minik bir köyde yaşarken sihir güçleri keşfedilir ve kendini Roke’ta, bir büyü okulunda bulur. Böylece Ged’in macerası başlar. Senelerce süren bir yolculuk… Basit ergenlik hataları, basit hırslar ve büyük hatalar… Ged hırsına yenik düşer ve büyük bir hata yapar. Başına bir belayı musallat eder. Genel olarak evrene bakacak olursam ben bu dünyayı aslında çok sevdim. Karakterlerin çocukluğunu ve tüm gelişim aşamalarını okuduğum evrenleri her zaman daha fazla sevmişimdir. Bu kitapta da öyle olacağını düşünmüştüm ama açıkçası bana çok fazla kısa geldi. 800-1000 sayfa arası fantastiklere alıştıktan sonra bu kadar kısa kitaplar beni pek tatmin etmiyor. Yazar çok güzel bir evren kurmuş aslında, kalemi de çok güzel ama yetmedi. Büyü okulu çok yüzeyseldi, kullandıkları büyü güçleri tam bana geçmedi. Oldubittiye geldi. Hocalar, dersler daha uzun sürebilirdi ve tabi ki sihirli güçleri nasıl kullandıklarına dair daha fazla detay görebilirdik. Bağlıyor, birleştiriyor ama nasıl? İsim konusu bildiğim bir şeydi. Ama detaylar çok fazla eksikti ve ben fantastik evrenlerde bu tarz detayların hastasıyım. Okumaktan bıkmazdım. Bu yönden bana çok yetersiz geldi. Zaman kavramı çok muallaktaydı. Genel olarak Ged’i sevdim. Hiçbir karakter mükemmel olamaz. Ged de hırslarına ve duygularına yenik düşen bir karakterdi. Acı çeke çeke öğrendi bazı şeyleri… Bu yönden hoşuma gitti ama aşırı bir bağ kuramadım açıkçası. Kitap duygusal yönden bana biraz zayıf geldi. Tam olarak hissedemedim bazı duyguları ama Vetch ve Ged’ in dostluğunu çok sevdim. Jasper’ı daha fazla okumak isterdim ama yoktu. Belki ileriki kitaplarda karşıma çıkar, bilmiyorum. Yani serinin tabii ki devamını okuyacağım.
Edebiyat
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma