Tulpar ve Ahuzar. Timur ve Ahu.
Bu seriye koşarak Gökçen Serisini okuduktan sonra geldim. Yazarın kalemini beğendikten sonra, orada çok sevdiğim Timur'un da hikayesini anlatan bir seri olduğunu görünce kendimi Bülbül Kapanı'nı okurken buldum. Bu seriye başlarken yalan yok, sessiz Timur'un hikayesi nasıl olacak, çok sıkılır mıyım diye bir an korkmuştum ancak açıkçası aksiyon anlamında Gökçen'i geçmekle kalmadı baya baya beni yanıltıp heyecanlandırdığı sahneler oldu.
Tulpar ve Ahuzar'a ben bayıldım. Karakterlerin içindeki karakterler... Madalyonun farklı farklı yüzleri ve aslında yaralarından kalplerini tanıyan iki insan. Hikaye Kenan denen bir yeraltı patronunun inine Üsteğmen Timur'un Tulpar adıyla sızmasını ve Kenan'ın takıntılı olduğu kadın Ahuzar'la tanışmasını anlatıyor. Oysa ki ikisi çok daha önce tanışmış ve Ahuzar onu görür görmez onu Kenan'dan kurtaracak adam olduğunu anlıyor. Çünkü Timur Tönge onu daha önce Beyrut'ta büyük bir patlamadan sağ kurtaran asker. Elinde sadece fotoğrafı kalan asker...
Ve ikili hem birbirlerini tanır, hem büyük bir aşkla birbirlerine bağlanır. İkisinin arasındaki o aşkın adım adım oluşumunu, ikisinin de sevdasının masumluğunu yazar o kadar iyi aktarıyor ki... Kendinizi bu ikiliye dua ederken falan buluyorsunuz. Hele bir Uçurum sahnesi var ki beni hüngür hüngür ağlattı. Kadife'nin sahnesinde de baya ağladım. Baya baya kendime gelemedim. Kitap bu demeyin, ben okurken yaşayanlardanım. Beni çok etkiledi.
Ahu ve Timur'un yanı sıra Cihan ve Biricik, Aknene, Adem ve Güldeste'yi ve daha nicelerini okuyoruz. Hele Aknene ve Adem beni mahvetti. Bu seride de Gökçen gibi kalan tüm yan karakterlere bayılıyorsunuz. Kızılgerdan ekibini de çok sevdim ve oradaki karakterlere de bayıldım. Açıkçası ben Bülbül Kapanı'na bayıldım. Gerçekten seride