"Hocam neden artık eskisi gibi kitaplara ilginiz yok acaba?"
"Aslında bir sebebi olduğundan değil... Kısaca ne kadar okursam okuyayım o kadar da yücelmediğimi düşündüğümden herhalde... Ayrıca—"
"Ayrıca mı? Daha da mı var?"
"Daha da var denecek kadar bir sebep değilse de eskiden insanların önüne çıktığımda ve onlar bir seyler sorduğunda
'Bilmiyorum' demek utanç derecesinde mahcup ederdi beni.
Son zamanlardaysa 'Bilmiyorum' demek o kadar da utanılacak bir şey değilmiş gibi geliyor. Belki de kendimi kasıp sürekli kitap okumak artık beni heyecanlandırmaz oldu. Eh, yani kısaca söylemek gerekirse, yaşlandım.
Ben can sıkıntımı belli etmeye başlayıp düzeni alt üst edince, şimdiye kadar beni nadir görüp el üstünde tutan babam ve annemin nazarında da yavaş yavaş sıradanlaştım. Bu, yaz tatilinde memleketine dönen herkesin tecrübe ettiği bir duygudur, eminim. Hani ilk hafta sizi krallar gibi ağırlar, üstünüze düşüp size her türlü ikramı yaparlar, bir noktayı geçtikten sonra size olan ilgileri azalır, sonunda da orada olmadığınızı bile umursamazlar ya... Ben de işte o noktayı geçmiştim.
Ben bu dünyada kadın namına yalnızca onu bilirim. Karım dışında hiçbir kadın, bende bir duygu uyandırmıyor. Karım için de yedi iklim dört bucakta benden başka erkek yoktur. Bu bağlamda biz çok mutlu bir çift olmalıyız."