Ebubekir b. Ayyaş (rh.) şöyle anlatıyor: Dört Padişah bir araya gelmişti. Biri Hind, biri Çin, biri Kisra ve biri de Kayser... Bunlar sükûtun faziletini istişare ettiler ve onlardan birisi şunu söyledi: "İnsan söylediği söze pişman olur, fakat söylemediği söze pişman olmaz." Birisi şunu söyledi: "İnsan söylediği sözün mahkûmu olur, söylemediği sözün ise hâkimidir." Birisi şunu söyledi: “Söylenen sözün faydası varsa başkasınadır, zararı varsa sahibinedir." Birisi de şunu söyledi: "İnsan söylemediği sözü düzeltebilir, söylediği sözü ise düzeltemez."
"Her hayat sahibi ölecek
Her yeni eskiyecek.
Her büyüyen fenâ bulacak, yok olacak.
Ben de öleceğim.
Ne mutlu bana ki,
Böyle bir hatıra bırakarak gidiyorum."
Çok sürmedi, Âmine can verdi.
Kabri Ebva toprağında eşildi.
Hatimü'l-Esam şöyle söylemiştir:
"Güzel bir yerde yaşadığına aldanma. Çünkü cennetten daha güzel bir yer olmamasına rağmen Hz. Adem'in başına gelenler orada gelmiştir. Çok ibadetinle de aldanma. Nitekim İblis de uzun süre ibadet ve kulluk ettikten sonra ilahî huzurdan kovulmuştur. Çok ilminle de aldanma. Zira İsrailoğullarından Bel'am, İsm-i Azam'ı iyi bilen bir âlimdi.