Maximillien

Maximillien
@Maximillien
Evli
Üniversite
İstanbul
İstanbul
79 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Evrensellik üzerine..
Nasıl her dilde bir dünya görüşünün ve bir kültürün unsurları bulunuyorsa, her kişinin kullandığı dil, o kişinin dünya görüşünün az ya da çok karmaşık olduğunu açığa vurur. Yalnız bir lehçe ile konuşan ya da ulusal dili şöyle böyle anlayanlar zorunlu olarak, dünya tarihine egemen olan büyük düşünce akımlarının karşısında az çok sınırlı, taşraya özgü, fosilleşmiş, zamanın gerisinde bir dünya sezisinin adamıdırlar. İlgileri az çok bağlı oldukları meslek gruplarının ekonomik kazançlarıyla sınırlı bir nitelik taşır, evrensel değildir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Solans’ın ‘Yolculuk’ Filmi Üzerine
Politik sinema deyince, çoğunluğun genel kabulü; tüm klişelerin, sloganların ve politik figürlerin hâkimiyetiyle izlenen filmler akla gelir. Bu mantalite, politize bir tatmini hasıl etse de sinema kriterlerinde değer kabul edilir mi; bu tartışılır.Bu tarz sinema kaba özcülükle politik arenada cereyan eden olay ve olguları olduğu gibi sanata aksettirmektir. Oysaki her alanın kendine has formatı, dili, kurallarıyla örülü bir disiplini vardır. Politik sahada, nesnellik daha dolaysız; sükseye, alengirli tasvire, dramatikliğe, karikatüre kaçmadan betimlenip ifade edilir. Ama sanatsal alanda, gerçeklik; sanatın estetik disiplininde her sanat dalının kendine has dili ve kuralları çerçevesinde harmanlanıp sunulur. Kaba özcülük, sanatı yiyip bitiren, darlaştırıp dar kalıplarla prangalayan handikapları ihtiva eder. Sunulanı algılayanda haz ve derinlik duyumsaması yaratmaz. Verili gerçekliğin uyarılmasını sağlar yalnızca. Günümüzde politik sinema icra edenlerin bu mantığı taşıması hala geçerlidir. Fakat politik sinemayı sanat disiplini çerçevesinde icra edip, sanatın altın yüzüğünü parlatarak kalite ve ışık taşıyan, hem kaba özcü politik sinemaya eleştirel duruş sergileyen, hem de bir ahtapot misali uzanamadığı ücra bırakmayarak soluk borularında hâkimiyetini kuran ve politik sinemaya yaşam hakkı tanımayan sektörel burjuva menşeli Hollywood Sineması’na cüretkarca meydan okuyan nadide yönetmenler yok değil. Bunlardan birisi de nev-i şahsına münhasır kişiliğiyle Arjantinli yönetmen Fernando E. Solanas’tır. Fernando, sinematografik betimsel diliyle Arjantin darbesini sorgulayan ve karşı çıkan, devrim / demokrasi mücadelesine katkı sunup toplumsal yaşamda rol alan figürleri kendi gerçekliği içinde tüm çelişki ve karmaşıklığıyla tasvir edip, kamerasını gözden ırak gerçeklere ve
Garbis Altunoğlu
Garbis Altunoğlu öldü. Genç kuşaklar bilmez onu; o bir devrimciydi; 1978 Maraş Katliamında direnişin simgesi. Adı unutulmayacak, kuşaktan kuşağa anlatılacak..
"Biliyor muydun, Japonya'da kırık seramikleri onarırken kırığı örtmeye çalışmazlar, tam tersine onu vurgulamak için kırık yeri altınla doldurarak düzeltirler ... Çünkü bir şey zarar gördüyse, bir öyküsü varsa bu daha güzel sayılır."