Agota Kristof iç savaşı yaşamış mülteci olmak zorunda kalmış bir yazar.
Romanın konusu, savaşın getirdiği travmaların insan üzerinde yarattığı iç karmaşa, aile, aidiyet duygusu, ahlak sorgulaması, aldatma, ensest ve insanların mülteci olmak zorunda kalma nedenlerini sorgulamak. Hiç kimse ülkesini yaşadığı evi bırakıpta tanımadığı bir ülkede sudan çıkmış bir balık gibi yaşamak istemez.
Savaşlar( iç ya da dış ) izleriyle nesilden nesile aktarılarak hafızalara kazınmış ve bu şekilde de kimlik karmaşaları ve bunun getirdiği travmaları yaratmıştır.
Yazar bu romanda çok zeki bir kurgulamayla öyle bir son yapmış ki kafamdaki tüm soru işaretleri biter diye düşündüğüm noktada diyorum ki yine de acaba bir simülasyon yaratan kardeş neler yapmaz ki!!!???
Roman da pedofiliyi ve ensesti üstü örtülü yazabilecekken neden anlamsız şekilde uzatıyor olması beni yazardan bir tık uzaklaştırdı. Bana göre ne olursa olsun bu konular kurgu da olsa bu şekilde yazılarak normalleşme riski taşır. Tabi bu benim bakış açım.
Özellikle savaş karşıtı olanlar ve savaşlardan yana olanlar da belki okumak isterlerse öneririm diyerek, tüm okuyanlara iyi okumalar...