Adı:
Dendil
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844812
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Top” ve “Bayel Ağıtçıları”yla okurun gönlünü fetheden Gulam Hüseyin Sâedi’den sıra dışı olayları, samimi ve sarsıcı bir üslupla anlatan, zihinlerde iz bırakacak bir eser.

“Dendil”de birbirinden etkileyici dört hikâye yer alıyor: Dino Buzzati’nin “Tatar Çölü”yle adeta akrabalık taşıyan “Şifa Mahalli”, riyakâr aile ilişkilerine neşter atan “Yangın”, traji komik bir durumu kara mizah üslubuyla işleyen “Keykavus, Kel ve Ben” ve kitaba adını veren ilk hikâye; Sâedi’nin İran edebiyatında temsilcisi olduğu büyülü gerçekçiliğin örneklerinden “Dendil”.

“Tamara kuaföre gitmiş, kirpiklerini yeşil yaptırmıştı. Dalgalı saçlarının ortasına büyük bir gül tutturulmuştu. Ayağında bağcıklı ve topuklu ayakkabıları, üstünde askılı kırmızı bir bluz vardı; telaşlıydı. Manasızca odada yürüyor, durmadan gramofondaki plağı değiştiriyordu. Gidip gelip aynanın önünde duruyor, kendine bakıyor, dudaklarının ve gözlerinin kenarını mendille temizliyordu.”
80 syf.
Mond nehrinin suları kabarıp her yeri kaplamış. Nehrin suları daha önce bir insanın göğsü hizasına kadar yükselmemişken, şimdi develerin de devlete ait büyük araçların da boyunu aşıyor. Sandalları kıyıya çekmişler, kimse suya girmeye cesaret edemiyor. Mond bazen öyle coşuyor ki sanki bir dağı koparıp sürüklüyor; bazen de öyle yavaş akıyor ki sanki pusuya yatarak kendisine yaklaşma cesaretini göstermiş bir serseriye haddini bildirmeye hazırlanıyor.
Her ne olmuşsa hayret vericiydi! Tam üç aydır, bunca su neyin nesi? Nereden geliyor bu su? Yukarıdaki kavrulmuş tepelerden ve kuru dağlardan mı, yoksa güneşin yakıp kavurduğu vadilerden mi? Denizin ortasına bir tünel mi kazılmış ki sular böylesine coşup dalgalanıyor?
Göçebeler daha gerilere doğru gitmişler, nehrin her iki yakasına da haber ulaşmış, her iki taraf da sahile gelip ölüm tehlikesi bayrağı asmışlar. Suyun azgınlığından hiç korkusu olmayan cesur kamyonlar, daha nehrin kıyısına varmadan duyulan vahşi mırıltılardan öylesine korkmuşlar ki motorlarını stop edip nehrin naralarını dinliyorlar. Geldikleri yolu geri gidiyorlar. Kökleri denizin ortasına dek uzanan öbek öbek kara bulutlar, tepelerin üstüne toplanmış. Bu kökler ne yapıyorlar? Bunlar değil mi denizin suyunu Mond'a boşaltanlar?
İki yaka da birbirinden habersiz, herkes endişeli ve kaygılı! Çok sayıda yolcu ve tüccar, kahvelerde, köylerde, yerleşim dışındaki yollarda bulunan türbelerde konaklamak zorunda kalmış. Herkes memleketine dönebilmek için umutla, suyun inadından vazgeçip yatıştığı haberini bekliyor.
Nehrin kıyısından Deyyer limanı birkaç saat uzaklıkta. Kaf, üç beş günde bir, Gaffar'ın yolcu taşıma kamyonetiyle nehir kıyısına geliyor. Birkaç saat bekliyor. Köpüklü ve heybetli dalgaları seyrederken umutsuzluğa kapılarak geri dönüyor. Yine bunalıma girerek kederle deniz kıyısında yürüyor da yürüyor, vakit öldürüyor.
Kaf, yabancı bir Dil Araştırma Kurumu'nda memur. Birkaç ay eğitim gördükten sonra bu bölgeye gelmiş, Kurum'a götürdüğü her kelime için belli bir ücret ödüyorlar kendisine; gelgelelim şimdi geri dönemiyor. Mond'un suları yükselmiş, planları altüst olmuş, hali perişan. Esir düşmüş yahut da sürgün edilmiş gibi duruyor. Kendisini kurtaracak ve özgürlüğüne kavuşturacak bir mucize bekliyor.
Balıkçılar her gün bu duruma aldırış etmeden denize açılıyor, ağ atıyor, balık çekiyor, sahile dönüyor, onu görüyorlar. Dünyayla ilişkisini kesmiş, bir köşede oturuyor. Bazen de bir Bölgeye sığınmış, huzursuz. Sanki kimse onu teselli edemezmiş gibi görünüyor, kimseyle konuşmuyor, kimseye karışıp kaynaşmıyor. Sanki hiçbir şey görmüyor. Suyun öte yanında onu bu kadar endişelendiren ne var, beklediği nedir? İşinden mi olacak? Bir kıymetlisi mi var kafasını bunca meşgul eden?
Gün doğmadan deniz kıyısına iniyor, denizi görmek için kıyıya inmediğini kendisi de biliyor. Kederlenmek, hayal kurmak ve yürümek için sessiz sakin bir yer arıyor. Deniz durmaksızın değişiyor, her saat başka bir renge bürünerek binbir renk sergiliyor. Daha önce hiç duyulmamış ezgiler yaratıyor. Bazen sevecen, bazen sert, kimi zaman barışçıl, kimi zaman düşmanca...
Öğlen Kaf, kerpiçten evlerin arasından geçip küçük hava alanına giderek kumaştan yapılmış rüzgar ölçer silindirinin altında duruyor, gökyüzüne bakıyor ve bekliyor. Küçük posta uçağı geliyor ve bir evin üstünde dolaşıyor. Mahallenin postacısı motorla havalimanına gelip bekliyor. Posta uçağı denizin üstünden gelip yere konuyor ve yanı başlarında duruyor. Yaşlı posta pilotu uçaktan inip selam veriyor. Mahallenin postacısı, motosikletinin arkasından posta çuvallarını alıyor. Postaları karşılıklı değiştiriyorlar. İhtiyar postacı Kaf'a gülümsüyor ve soruyor:
"Nasılsın reis?" 131-133
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Sabitfikir dergisinin haziran sayısında gözüme çarpan bir inceleme sonrası karar verdim kitabı okumaya. İran edebiyatı hakkında hevesim olmasına karşın, bir türlü nereden başlamam gerektiğine karar veremiyordum. Saedi'nin bu eseri sayesinde güzel bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Kitap dört hikayeden oluşmaktadır. Kitaba ismini veren hikaye DENDİL, sosyolojik tespitlerin yüksek seviye de anlatıldığı ve en etkilendiğim hikayedir.
80 syf.
·7 günde·Beğendi·6/10
Her zaman Iran, Mısır, Pakistan, Afganistan, Hindistan gibi coğrafyalardan yazarların kitapları ilgimi çekmiştir. Özellikle hayatlardan kesitler güzel de bir anlatımla müthiş oluyor. Saeidi yeni keşfettiğim bir yazar. Asıl amacım "Bayel Ağıtçıları" kitabını okumaya niyetiydim ancak temin edemedim. Dendil YKY'den yeni basılan kitabı. Kitap 4 hikayeden oluşuyor. Yazarın yazım stilini görmem için çok güzel bir kitap oldu. Bir çırpıda bitridim kitabı, kayık bir kitap, çok büyük bir etki bırakmıyor ancak yazarın roman olarak kaleme aldığı eserleri için merak isteği uyandırıyor. Şimdi diğer kitaplarını daha çok merak ediyorum. Tadımlık bir hikaye kitabı, yollarda size keyifle eslik edebilir.
80 syf.
·Beğendi·3/10
Son zamanlarda İran ,Mısır ve diğer Arap ülkelerine ait yazarların kitaplarını okuyorum.
Bu kitapta onlardan biri .
Bu kitaptaki öyküler birbirinden oldukça farklı .
Kitaba ismini veren ilk öykü , Aziz Nesin 'in öykülerine benziyor . Diğerlerleri ise çok sıradan ve zayıf.
İlk öyküden kısa bir alıntı; "Yaşlı kadınlar harabedeki ağacın etrafını sarmış Kuran'la aynayı baykuşa göstermeye çalışıyordu."
Deniz kıyısında yaşayıp da denize küsen herkes senin durumuna düşer. Denize açılırsan bunların hepsi geçer.
"Deniz kıyısında yaşayıp da denize küsen herkes senin durumuna düşer. Denize açılırsan bunların hepsi geçer."
“Hali perişan. Esir düşmüş yahut da sürgün edilmiş gibi duruyor. Kendisini kurtaracak ve özgürlüğüne kavuşturacak bir mucize bekliyor. “
Seni toprak tutmuş reis . Deniz kıyısında yaşayıp da denize küsen herkes senin durumuna düşer . Denize açılırsan bunların hepsi geçer. Bu karamsarlıktan hemen uzaklaşırsın.
BADGİRİ : Özellikle İran'ın güneyinde sıcak havayla mücadele etmek için evlerde kullanılan klimaya benzer bir hava soğutma sistemi . Rüzgarı alıp evin içindeki bir rüzgar koridoruna verir böylece içerideki havayı bir miktar soğutur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dendil
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844812
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Top” ve “Bayel Ağıtçıları”yla okurun gönlünü fetheden Gulam Hüseyin Sâedi’den sıra dışı olayları, samimi ve sarsıcı bir üslupla anlatan, zihinlerde iz bırakacak bir eser.

“Dendil”de birbirinden etkileyici dört hikâye yer alıyor: Dino Buzzati’nin “Tatar Çölü”yle adeta akrabalık taşıyan “Şifa Mahalli”, riyakâr aile ilişkilerine neşter atan “Yangın”, traji komik bir durumu kara mizah üslubuyla işleyen “Keykavus, Kel ve Ben” ve kitaba adını veren ilk hikâye; Sâedi’nin İran edebiyatında temsilcisi olduğu büyülü gerçekçiliğin örneklerinden “Dendil”.

“Tamara kuaföre gitmiş, kirpiklerini yeşil yaptırmıştı. Dalgalı saçlarının ortasına büyük bir gül tutturulmuştu. Ayağında bağcıklı ve topuklu ayakkabıları, üstünde askılı kırmızı bir bluz vardı; telaşlıydı. Manasızca odada yürüyor, durmadan gramofondaki plağı değiştiriyordu. Gidip gelip aynanın önünde duruyor, kendine bakıyor, dudaklarının ve gözlerinin kenarını mendille temizliyordu.”

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Sait Köşk
  • BETÜL GKDMR
  • Emine Sıla Çetin
  • İsa
  • Köhne Saray
  • CEM AKDAG
  • Özcan DEMİRTAŞ
  • vedat alıci
  • Burhan Saydut
  • ÜMİT YILMAZ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (1)
9
%9.1 (1)
8
%18.2 (2)
7
%9.1 (1)
6
%18.2 (2)
5
%18.2 (2)
4
%9.1 (1)
3
%9.1 (1)
2
%0
1
%0