Bana bakmaya devam ederken gözleri kocaman açıldı, bakışları yabanileşti, burun delikleri büyüdü. Dehşete düşmüştü, evet, yüzümde gördüğü bir şey yüzünden ka tıksız bir dehşete düşmüştü. Sonra geriye doğru sendele di. Gerçekten, sendeledi.
“Ne oldu...” diye soracak oldum. Tam o sırada gözden kayboldu geride bir gölge bile bırakmadan temiz havaya karışarak ortadan yok oldu.
Rhysand bana bakarak uzun uzun susunca yüzümü ona döndüm. “İnsan kalbi taşıdığın için ne mutlu sana, Feyre. Bırak hiçbir şey hissetmeyen zavallılar kendine acısın.”
Yapmayacaktım. Beni silindir gibi yere yapıştırsa bile söylemeyecektim.
içim dışıma çıkacakmış gibi parçalanınca, acıyı hay kırma fırsatı bulamadan yerde debelendim.
“ Feyre!” diye kükredi birisi. Hayır, birisi değil: Rhysand.