Hayatıma kattığım cümleler var benim ve elbette aradığım, istediğim bir şeyler
var. Belki bir parça huzur istiyorum. Evet evet, tam olarak istediğim bu aslında.
Getirenim yok belki, yalnızım biraz. Huzuru mu arıyorum, seni mi arıyorum belli değil.
Senin bana getireceğin huzuru da arıyor olabilirim. Muhtemelen benim aradığım
seninle birlikte gelecek bir huzur. Şimdi yoksun, sonra olacak mısın belli değil. Huzur
sen misin? Sen huzur getiren misin? Yok, biz olduğumuz zaman mı huzur bizi bulacak
bilmiyorum.
Bir parça huzur istiyorum ben. Bir parça sen. Bir parça kollarında dinlenmek
istiyorum ben. Yağmur yağsın, ıslanalım. Etrafta kimseler olmasın, saklanacak yer
arayalım. Hadi hisset bunu, güzel olmaz mıydı? Sanki eski bir Türk filmi gibi, yağmur
üşütsün bizi, bir kulübeye sığınalım ama kulübeden önce birbirimize... Hasta
olacaksın de bana. Ben sana bakayım ıslak yüzümle... Senin burnunun ucundan
yağmur damlaları düşsün. Sanki şimdi öpsem seni huzuru bir ömür kaybedeceğim.
Biz çok masum yaşayalım aşkım. Elimi tut çıkalım kulübeden dışarı, ıslanalım,
ıslanalım ve ıslanalım...
Geç kalma huzurum, bekleyenin var.
Geç kalma huzuru getirenim, özleyenin var.
Ben seni istiyorum, sende ıslanmak, yağmurdan düşler kurmak istiyorum.
Beni gülüşünle yıka ve eğer bir gün beni illa bırakacaksan, kollarında bırak.
Birini uzaktan uzağa sevmek istedim. Böyle sadece bakışalım, gözlerimizle sevelim
benliklerimizi istedim. Ellerimi tutmasın, kalbime yaklaşmasın ama aynı zamanda kalbimin içinde olsun istedim. Gençliğim onunla bitsin, gözyaşım ona aksın,
gamzelerim ona çıksın istedim.
Sen hiç sevdin mi?
Gerçekten sevdin mi? Ben bir keresinde çok sevdim.
Nereden mi biliyorum? Çünkü yaklaşamadım.
Benim olursa, bir ömür onu kaybetme korkusuyla nasıl yaşarım diye düşündüm.
Sizin olmayan bir şeyi kaybedemezsiniz.
O yüzden ben uzaktan sevdim. Kalbinin içinden ama çok uzaktan.
-Gel desen gelemem, uzaklar güzel.
En uzak yerlerden kalbine saklanmak güzel.
Aşk, çok kısa cümlelerin içine sığan bir şey.
Aşk, bulunması zor bir Hint kumaşı gibi.
Aşk, kayıp bir kıta gibi.
Sen fena halde aşka benziyorsun, bana yazdırdıkların kadar güzelsin ve dünyadaki en
güzel coğrafya senin yanın. Şimdi bana haritadan bir yer seç deseler, ben yine senin
yanını seçerim. Belki de bu bir seçim değil tutsaklık. Sende kaybettiğim ruhumun beni
çağırması gibi bir şey.
Aşk, bir halı deseni baktıkça başkalaşan.
Aşk, senin gülüşünü hiçbir yerde bulamamak.
Aşk, gecenin köründe nöbetçi eczane aramak gibi.
Sen fena halde aşka benziyorsun. Beni üzdüğün kadar güzelsin, adını adıma kattığın
kadar varsın. Sanki bir denizin en hırçın dalgasısın. Aşk seni özlemek, seni çemberin
içine hapsetmek. Belki de bu bir tutsaklık. Kalbinin içine sıkışan ben kadar güçsüz.
Aşk, dışarıdan gördüklerin değil.
Aşk, içinde sen olan tüm hayallerimi başkalarının yaşaması.
Aşk, uyku haplarına rağmen uyuyamamak gibi.
Aşk fena halde sana benzer. Şimdi sana çarpan bu kalp, otomatik kapı değil ki ayakta
duran yolcuya çarpsın. Beni kaybetme, aşk benim güzel kadın. Benim içime etme.
Bir evimiz olsun kimsenin bilmediği, sadece ikimizin arasında sır olan bir ev.
Odalardan birinde sadece film izleyelim, sevdiğimiz bütün filmler olsun. Sonra evin
tavanı cam olsun, gece yatarken gökyüzünü izleyelim. Sanki sarılmasak üşüyecekmişiz
gibi hissedelim hep. Sabahları beraber koşalım kimsenin olmadığı bir parkın içinde.
Sadece birbirimize gülelim ve içimizden kaybetme korkusunu atalım.