Senden sonra boşlukta kaldım. Belki yerini doldurmak istemedim, belki de
dolduracak birini bulamadım. Ben bugün bir hayli boşluktayım. Aklımdan çıkarıp attım
sanıyordum seni, oysa bütün düşlerim senmişsin. İnsan düşlerinden vazgeçemiyor
biliyor musun? Kimse düşlerinden vazgeçmez, sadece birileri gelip o düşleri mahveder.
Sen gibi...
Bugün içinde ikimiz olan bütün hayalleri rafa kaldırdım. Attığın bütün mesajları
sildim, rehberden de sildim seni, seni silmediğim yer kalmadı. Mesele oradan buradan
silmek değilmiş, onu öğrendim. Ben çok sen olmuşum. Meğer silinmiyormuş hayaller.
Meğer benim senden başka düşüm yokmuş. Anlatamamışım, anlamamışsın. Sen benim
yerinin dolmasını istemediğim boşluğumsun. Bırak hep öyle kal.
Gördüklerin duyduklarından fazla değil, numarasını ezberlemişsin unutamıyorsun
ama bu asla sevmek değil. Sadece hafızan iyi. Onlardansın işte, kaçamayanlardan,
özgürüm derken bağımlı kalanlardan. Oysa iyi bilirdin kaçmayı ama bazen kaçamıyor
insan işte. Zaten bir şey her zaman boğazına kaçmaz, kalbine kaçar ve sonra
kaçamamayı öğretir hayat.
Bırak takılma ufak şeylere... Fallara inanma mesela... Ki sen zaten alışkınsın hayal
kurmaya, fazla gelir fallar sana. Tut elimden, "Gidiyoruz" de. Elinde iki tren bileti
olsun, onları raylara savuralım, sonra kaçak binelim trene, kaçak olsun adımız sırf
birbirimizden kaçamadığımız için...
Eğer yapabilseydim şenle üstteki satırların arasında yaşamak isterdim. Bir cümle
sonu olabilir mesela. Yerimiz geniş olsun, arada başka satırlara da geçelim ve kimse
okumasın bizim saklandığımız kitabı. Öyle ki ayraç bile girmesin aramıza, unutsunlar
bizi, dünya onların olsun.