Bir süredir pek paylaşım yapmıyordum, üzerimde bir isteksizlik vardı. Tekrar buralara dönme zamanı geldi bakalım. Hayatı ilginçlikler ve acılarla dolu olan Ernest Hemingvay'ın hayatından birçok yansımanın bulunduğu bir nevi savaşa karşı tepkisini yazdığı Silahlara Veda kitabıyla geldim.
İnstagram üzerinden @gercekkitapseverler Ailesi olarak bu ay Ernest Hemingvay okuduk ve okuyoruz. Yazarın kalemini ve hayatını hiç bilmeden büyük beklenti ile başladım. Malesef ki beklentimin altında kaldı ama öyle bir tezatlık ki tamamen beğenmedim de diyemiyorum, benim için tezat düşüncelerle dolu bir okuma oldu. Acaba doğru zamanda mı okumadım diyorum ona da net bir cevabım yok. Yaşlı Adam ve Deniz kitabını okuyup duruma göre belki bu kitabı tekrar okuyabilirim. Neyse biz gelelim kitabın içeriğine.
1. Dünya savaşında gönüllü olarak orduya katılan Amerikalı bir Teğmen olan Henry'in gözünden savaşın acımasızlığını okuyoruz. Henry çatışmalarda yaralanınca tedavi için Milano'ya götürülür. Burada savaşın acımasızlık boyutunu iyice düşünür ve ona gerçekleri gerçekten gösterecek olan, Silahlara Veda etmesine savaşa karşı olmasına sebep olacak olan hayatın en güzel olayını yaşar. Catherine isimli bir Hemşireye aşık olur. Yazar kendisi savaş muhabiri olduğundan olsa gerek olayları bir muhabir edasında ve yaşadıklarından da parçalar katarak bambaşka bir boyutta aktarıyor bizlere. Edebilikten uzak sade ve anlaşılır bir anlatım mevcut. Bu durumda benim kitabı sevmeme engel olan başlıca unsurlardan, anlatım çok sade geldi bana, ama tamamen değil ilgimi çeken güzel kısımlarda oldu. Betimlemeler edebi değil ama gerçekçi bir şekildeydi. Bu da anı yaşamamız da etkili bir husus. Catherine'nin duygusallığı, Henry'e verdiği değer, aşkının bir başka oluşu, bilmiyorum bu kısımlarda hem rahatsız olduğum