Ders verdiğim sınıflara "Kaçınız hamburgeri McDonald's'dan daha iyi yapabilir?diye sorduğumda,neredeyse bütün öğrenciler parmak kaldırır.Eklerim:"Peki madem daha iyi hamburger yapmasını biliyorsunuz,nasıl oluyor da McDonald's sizden daha çok para kazanıyor?"
Başkalarıyla konuşurken her zaman haklı olmaları gerektiğini inanışından vazgeçerek ne kadar rahatladığını belirten birçok kişi oldu.Bu,belirsizliğe geçit vermek anlamına geliyordu.Bu yeni perspektif zorlanmanın ve hata yapmanın beyinlerimiz için değerli olduğunu öğrenmekten kaynaklanıyordu.İnsanlar zorlanmanı üretkenlik getirdiğini öğrendiğinde farklı yollardan açılımlar yaşıyordu.
Öğrenciler yardım istediğinde,öğretmenlerin dersi yeniden yapılandırdığına, soruları parçalara ayırdığına ve küçük kolay adımlara böldüğüne şahitlik ettim.Bunu yaparken,aslında öğrencinin çabalamasının önünü kesmiş ve zorlanma fırsatını elinden almış oluyorlar.Öğrenciler işi tamamlayıp kendilerini iyi hissediyor ancak genellikle çok az şey öğreniyorlar.