Eğer bedenimiz bu kadar zayıf ve çaresiz olmasaydı,insanoğlu ve şimdi soyları tükenmiş olan yakın akrabaları ,hayatta kalmak için zihinlerini bu kadar zorlamak zorunda kalmayacaklardı.
Sözcükleri etkin biçimde kullanmayı öğrenmeliyiz;ama aynı zamanda dünyaya,her verili gerçeği bir genel etiket veya açıklayıcı soyutlamanın bildik benzerliği içine sokarak bozan yarı donuk kavramlar aracılığıyla değil de,doğrudan bakabilme yeteneğimizi korumalı ve mümkün olduğunca güçlendirmeliyiz.
Onun algısı biyolojik veya toplumsal olarak yararlı olanla sınırlı değildir.Büyük bilince ait bilginin birazı beyin ve egonun indirgeme filtresinden sızar ve sanatçının bilincine akar.