Günümüz dünya insanının yaşam şekline dışarıdan bir gözle bambaşka bir bakış acisiyla bakarak bizim de kendi hayatlarımızı, ihtiyaçlarımızı sorgulamamıza sebep olur bu kitap.
Samoa yerlilerinin kabile şeflerinden Tuiavi Avrupa insanı veya beyaz insanlardan papalagi diye söz eder ve kitap boyunca Papalagileri eleştirerek kendi halkının onlardan etkilenmemesini öğütler. Bunlar icin bircok gerekçesi vardır. Ona göre Papalagi ışığı getirecem vaadiyle onları kendi karanlığına çekmek istemektedir. Çünkü papalagi sebepsiz amaçlar uğruna hayatını harcayarak yorgun düşmüş, gözlerindeki ışığı kaybetmiş, mutsuz bir yaşam sürmektedir. Tek amacı paradır. Para uğruna mutluluklarını sağlıklarını feda ederler. Dogumdan ölüme hersey icin para lazımdır. Hep daha fazlasını ister. Halbuki paranın bir kısmını başkalarına verip onlarin işlerini kolaylaştırmak akıllarından geçmez der. Bu kısım bana müslümanlardaki zekat kavramiyla eşdeger geldi. Samoa yerlileri özel mülkiyete karşı çıkarlar cunku kendi toplumunda hersey herkesindir.
Tuivai'nin dediği gibi para artık bizim icin zorunlu olmadan yaşayamadığımız bir araç maalesef fakat sadece ihtiyaçlarımızı karşılamakta yetinebiliyor muyuz yoksa hep daha fazlasını mi istiyoruz? Burada durup bi özeleştiri yapmıştır aklıselim herkes mutlaka kendi icinde.
Onlarda zaman kaygısı yoktur bizlerdeki gibi ama Tuiaviye gore papalagiye zaman hic yetmez.
Cok fazla düşünür papalagi. Gazeteler ve kitapların etkisiyle herkes ayni şeyleri düşünür. Egitimle yitirilmemiş düşünceler halbuki en yalın en özgün dusuncelerdir onun gözünde Bu bana bir çocuk saflığını düşündürdü. Aile ve çevre etkisiyle karakterinin değişmeden önceki haliyle düşünebildigi zamanla yerli halkin düşünceleri benzerdir belki de. Düşünmekten hayatın tadını çıkaramayışımızdan,