Ben şuna dikkat etmişimdir ki, en kuşkulu insanlar çoğu zaman en kötü niyetliler arasından çıkıyor. Yüreği temiz olan başkalarının gıllıgışlı (kötü gizli amaç) olabileceğini kolay kolay aklına getiremez.
Hayat bilinmez olmalıydı; nasıl yaşanacağını, ne zaman kaza geçireceğini, hangi hastalıklara yakalanacağını, nasıl öleceğini bilen bir insan, bu yükü taşıyamazdı.
Böyle şeyler insanın aklına sonradan gelir. Uzun yıllar sonra insan birinin öldüğü karanlık bir odadan geçer ve birden, yavaş yavaş kaybolan kelimeleri ve denizin uğultusunu duyar. Sanki o birkaç kelime hayatın anlamını ifade etmiştir. Sonrasında ise hep başka şeyler konuşulmuştur.