Herkes mahçuptur, kalbine karşı.
Yaralı bir nîdayız yaşadığımız şu cihânda...
İbrahim gönlümü put sanıp kıran kim.
Tanrının ölü olmadığını, sadece sarhoş olduğunu düşünmeyi tercih ederim.
Bir veda busesi konar en karanlık gecenin şafağına
Güz yaprakları gibi savrulduğumuz bu cihanda
Tüm ümitler kışa dönüyor yüzünü
Kimi tohumunu bahara saklıyor, kimi de ölümün sessiz soğuğuna bırakıyor kendini
Kiminin penceresi, kimininse gözleri buğulanıyor
Ve en nihayetinde herkes bir yalnızlığı yaşıyor içinde,
Kimi tek kişilik kimi çift kişilik bir yalnızlığı barındırıyor içinde
Yastığın soğuk yüzü şahit oluyor dökülen gözyaşlarına
Sıcak, sessiz ve kimsesiz
Anılar bir bir geçiyor gözlerin önünde tıpkı mevsimler gibi
Bir masa bir sandalye bir kişi bir yaşam ve
Anılar kalıyor geriye, bir de anılmaması gerekenler...