bugün de aganta burina burinataya başladım umarım devam edebilirim okuma düzenim resmen yok oldu bu kitaba ikinciye başlıyorum ve şu bir aydır belki beş kitap yarım bırakmışımdır
İki candarma İdris’i aralarına almış götürüyorlardı.
İdris ayaklarına basamayacak haldeydi. Candarmalar çok dövmüşlerdi, fakat seke seke yürümeye çalışıyordu.
Bayram namazında İmamköy Camii’ni bastığını ve orada namaz kılanları soyduğunu en nihayet itiraf etmişti.
Halbuki böyle bir şeyden haberi bile yoktu…
Ne çare? .. Dayak bu… Her şeyi söyletir.
En aşağı yedi sene yiyecekti.
Seke seke yürüyor, ara sıra ayağı bir taşa takılıp sendeledikçe candarmaların birisi koluna yapışıyordu.
Biraz yürüdükten sonra kendisine bir de sigara verdiler…
Bunlar da aslında fena adamlar değildi… Fakat ne yapsınlar, vazife… Takibe çıkarken, -faili bulmadan gelirseniz gözüme görünmeyin! - diye yüzbaşı sıkı sıkı emirler vermişti. Köyü soyan çoktan kirişi kırmış olacağı için, ne yapıp yapıp fail bulmak lazımdı.
İdris de zaten kaç senedir buralarda serseri serseri dolaşıyor, binbir türlü dalaverelere girip çıkıyordu.
Birkaç kere de sigara kağıdı ve çakmaktaşı satarken yakalanmıştı.
Asıl mühimi, köylü kendisinden şikayetçiydi. İlk zamanlarda rahmetli babasının -babası köyün imamıydı- hatırını sayanlar bile onun bu hallerini görünce kaybolmasını istemeye başladılar.
İdris köyde kaldıkça candarmanın ayağı kesilmeyecekti.
Bunun için candarmalar İdris’i yakalayınca, muhtarla köy bakkalı, İdris’i vakadan bir gün evvel İmamköy tarafına giderken gördüklerini söylediler…
Bu kadarı yeterdi. Üst tarafını candarmalar söylettiler…