"Özlem hep 'keşke' der James..." dedim. "Çünkü özlemek bazen buzdan bir denize düşmek kadar serttir. Bazen çöl sıcağında bir yudum suya hasret kalmak gibidir. Lüzumsuz kalabalıkların içinde o en lazım kişiyi aramaktır, yalnızken tek bir yüze hasret kalmaktır. Zaten tabiatı bile ayrılık üzerine kurmamış mı Tanrı? Yaprak düşer dalından, damla ayrılır buluttan, seviyorum derken bile ayrılır iki dudak birbirinden. Yağmurun ardından ortaya çıkan toprak kokusu gibi özlemek de bir yüreğe düşünce sendeki özü kaldırır yıllardır yatıp durduğu mezardan."
"Yeryüzünde ne kadar az yer kapladığıma bakmayın, içimde öylesine genişim ki adım atacak yer yok. Belki de bu yüzden dışarıya ayak uyduramıyorumdur, kim bilir..."
"Bütünü göremeyen insan zerreyi yorumlamaya çalışır. Yargılama daima seni yanlışa götürür. Ters yöne gidiyor dediğin kişi belki de çemberin başındadır. Yargıladığın kişi belki de gitmeye çalıştığın yolu bitiriyordur."