Şizoid kişilik bozukluğu:
Başkaları tarafından duygusal olarak soğuk, yalnız, duygu ifadesinden yoksun olarak görünürler. Başkalarına karşı samimiyet, şefkat ve öfke gibi duyguları gösterme yetenekleri sınırlıdır. Sosyal durumlarda övgü ve eleştirilere karşı kayıtsızdırlar. Aktivitelerinde yalnızdır ve sevgisizdirler. Diğer insanlarla duygusal veya cinsel ilişkiye girmeye az ilgi gösterirler. Yakın arkadaşlıklar için isteksizdirler ve çoğunun arkadaşı yoktur.
Peçorin, şüphesiz eşsiz bir ''kahraman''; Lermontov bu karakteri öyle güzel yaratmış ve öyle güzel bir kurguyla sunmuş ki, karakterin katmanlarını da, nasıl bir insan olduğunu da sezebiliyoruz. Ayrıca Lermontov'un bu güzel kurguyu ve karakteri daha 27 yaşına bile gelmeden oluşturması, ayakta alkışlanması gereken bir başarı. Ben de kitabı ve şiirlerini okurken ''Keşke daha fazla yaşasaydı da, daha fazla şiir ve roman yazsaydı,'' dedim. Gerçekten büyük bir şair/yazar.
Peçorin karakteri, hayatta her duyguyu yaşamış, her şeyi fazlasıyla tatmış, artık ''hayatı fazlasıyla anlamış'' bir karakter. Aslında biz de kitapları hayatı daha fazla tanımak ve kavramak için okumuyor muyuz? Ve kitaplarla birlikte hayata karşı farkındalığımız oluşuyor, böylece hayattan soğuyoruz; anlıyoruz hayatın ne kadar pis, ne kadar karanlık ve ne kadar rahatsız edici bir yer olduğunu! Peçorin de, hayatın iğrençliğini deneyimlemiş bir adam, hayattan bıkmış ama bir o kadar da hayata bağlı bir adam.
''Gençliğimde, ailemden ayrıldığım andan itibaren paranın satın alabileceği her zevki çılgıncasına tatmaya başladım, hepsinden de bıktım tabii. Yüksek sosyeteye atıldım sonra, sosyeteden usandım, kibar kadınları sevdim, onlar da beni sevdiler ama onların sevgisi sadece kafamda onurumu dolduruyordu, yüreğim ise bomboştu. Okumaya, çalışmaya başladım