Beynin etkileyici fonksiyonları, bir o kadar etkileyici küçük yapı sistemlerinden doğar. Beyinde 100 milyar nöron (beyin hücresi) vardır. Her bir nöron için "glia" adında bir o kadar önemli 10 kadar destekleyici hücre bulunur. Gelişme sürecinde
(ana rahmindeki ilk hareketlenmelerden erken yetişkinliğe kadar) tüm bu karmaşık hücreler (ve daha farklı tipte olanlan da vardır) uzmanlaşmış ağlar olarak organize olmak durumundadır. Bu sayısız iç içe geçmiş ve hayli uzmanlaşmış sistemlerin oluşmasıyla sonuçlanır. Birbirine bağlanmış nöronlardan oluşan bu ağlar beynin mimarisini oluşturur. Beyin kabaca dört ana bölümden oluşur: Beyin kökü, ara beyin, limbik sistem ve korteks. Beyin, üzerine sürekli artan karmaşık eklemelerin yapıldığı, eski bir ev gibi, içeriden dışarıya doğru yapılanmıştır. Beyin kökü ve arabeynin en aşağıdaki ve en merkezi kısımları, en basit sistemlerdir. İlk onlar oluşur ve çocuk büyürken ilk onlar gelişir. Daha yukarıya ve dışarıya doğru gittikçe işler limbik sistemle birlikte iyice kaynaşmaya başlar. Beyin mimarisinin en inanılmaz parçası olan korteks daha da karışıktır. Alt beynimizdeki yapılanma kertenkeleler kadar ilkel canlılarınkine benzer nitelikte olmakla birlikte, orta bölgeler kedi ve köpek gibi memeli canlıların beyin yapılarına benzerdir. Beynimizin dış bölgeleri ise maymunlann beyin yapısını andırmaktadır. Beynin insanlara en özgü bölümü olan ön korteksin bile yapısının %96'sı, bir şempanzenin beyin yapısı ile ortak özellikler taşır!
Gerçek, samimi, iyi bir davranışın
genelde "terapi"ye hakim olan, duygusal olarak kurgulanmış, sahte bir davranıştan daha etkili olacağını düşünüyordum.
Ailenin birlikte oyun oynamak için değil, birlikte olabilmek için bile fazla zamanları kalmıyordu. Ciddi ekonomik sorunları olan ailelerin hepsinde olduğu gibi evsizlik, iş kaybı, büyük bir borçlanma gibi daha büyük bir felaketin önüne geçebilmek için hemen hemen her an başa çıkılması gereken maddi, duygusal veya sağlıkla ilgili bir ihtiyaç oluyordu.
Tina'nın tacize uğradığı için "uyumsuzluk" gösterdiği düşünüldüğünde onu "saldırgan" diye nitelemek gerçeği çarpıtmak olmuyor muydu? Peki, onun arkadaşlarla ve yetişkinlerle toplum içinde cinsel
ilişkide bulunmanın normal bir şey olduğunu düşünmesine yol açan kafa karışıklığına ne demeliydi?
Erkekleri yalnızca cinsel tacizciler olarak tanımıştı. Sevgi dolu bir baba, ona gülümseyen bir dede, iyi bir amca/dayı veya koruyucu bir ağabeyden yoksun kalmıştı. Tanıdığı yetişkin erkekler ya annesinin uygunsuz erkek arkadaşları ya da kendi tacizcisi olmuştu. Deneyimleri ona erkeklerin ya ondan ya da annesinden seks istediğini öğretmişti. Bu yüzden Tina'ya göre benim de istediğim bu olmalıydı. Peki, ben ne yapmalıydım? Yılların deneyimi ile insanın hafızasında büyük yer etmiş inanç ve davranışları haftada bir saat terapiyle nasıl düzeltebilirsiniz? Deneyimlerim ve eğitimimle elde ettiklerim beni bu küçük kıza yardım edebilmek için hazırlamamıştı. Onu anlamıyordum. Herkesin hatta genç kızların ve kadınların da ondan seks istediğini mi düşünüyordu? Arkadaş edinebilmek için hep bunu mu yapmasını gerektiğini düşünüyordu? Okuldaki dürtüsel ve saldırgan davranışlarına yol açan bu muydu?