Sonradan kavrayacağım üzere, burası başka şeylerin içine sarılmış şeyler gezegeniydi. Ambalajların içinde yiyecekler. Kıyafetlerin içinde bedenler. Gülüşlerin içinde hakaretler.
Tahmin etmiş olabileceğiniz üzere, Dünya'da bir yerden bir yere bir anda gidemiyorsunuz. Teknoloji henüz o noktada değil. Hatta hiç yakınında değil. Hayır. Dünya'da yaşarken bir yere varmak için epey zaman harcamak zorundasınız, yollar, raylar, kariyerler, ilişkiler, her şeyde böyle bu.
Hayatta kalıplar var... Ritimler. Bir hayatta kendimizi köşeye sıkışmış hissettiğimizde, hüznün, trajedinin, başarısızlığın ya da korkunun, tek bir varoluşun ürünü olduğunu düşünmek çok kolay. Yalnızca yaşamanın değil, belli bir şekilde yaşamanın sonucu olduğunu düşünmek. Demek istediğim, acıya karşı bağışıklık kazanmamızı sağlayacak bir yaşam tarzı olmadığını anlasak, her şey çok daha kolay olurdu. Mutluluğun doğasında acının da olduğunu. Biri olmadan öbürünün de olamayacağını.