Mahşer günü Rabbimizin ve Peygamberimizin (s.a.v) huzuruna çıktığımızda “Ya Resulallah senin yolunda Hizmet için çalmadık kapı bırakmamak ve İslamın güzelliklerini yaymak için her mecrada faaliyet gösterdik”diyebilmek niyazım
İhvân-ı Safa'nın aritmetik, geometri, astronomi, coğrafya,
mûsikî, mantık ve hatta sanat ve meslekleri kapsayan matematiksel ilimlere olan ilgisinin tamamen pragmatik olduğu görülmektedir. Onlar, matematik tahsilinin ahlâkî eğitime ve fikrî anlayışa yardımcı olan kendini bilmenin bir işareti olarak hizmet ettiği iddiasını sıklıkla vurgular.
Sayılar ilmi matematik, İhvân'a göre ilimlerin aslı ve anahtarı, bilgi ve hikmetin başlangıcı ve kaynağıdır. Her ilmin hareket noktası olan matematik, nefs üzerine yerleşen aklın ilk ürünüdür; tevhîd bilgisine ve Allah'ı anlamaya götüren yoldur.
İhvân'a göre felsefenin başlangıcı ilim sevgisidir; ortası, yaratılmışların gerçekliğine ilişkin olan bilgidir; sonu, bu bilgiye
uygun söz ve fiillerdir.
Sayı ilmini (ilmü'l-aded), riyazî ilimler içerisinde sınıflandıran İhvân için, riyazî ilimler, filozofların da amacı olan tabiat ilimleriyle bağlantıyı kurmaktadır. Onlara göre tabiî bilimleri
öğrenmenin amacı, dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmek ve
ilâhî ilimlerde ilerlemektir ki, filozofların da nihaî hedefi olan
hakikât bilgisine ulaşmaktır.
Risâleler' den anlaşılan o dur ki, İhvân-ı Safâ felsefesi, daimi
olarak harfler ve sayılarla oynayan bir matematiksel yöntemle
işe koyulur ve sonra mantık ve fizik (tabiiyât) alanlarına geçer;
fakat her şeyi nefs ve onun kuvvetlerine bağlar ve sonunda mistik ve sihrî bir yoldan 'marifetullah'a ulaşır.