İşte o zaman, dışarıda sadece bir gün bile yaşamış olsa insanın hapiste hiç zorlanmadan yüz yıl geçirebileceğini anladım. Canı sıkılmadan yaşayacak kadar anısı olurdu zira.
Nasıl ki buarada avukatımın tuhaf kravatlarını görmeyi bekliyorsam, başka bir âlemde de Marie'yi kucaklayıp sımsıkı sarılmak için cumartesileri sabırla beklemişsem,kuşların geçişini ya da bulutların gökte karşılaşmalarını da öyle beklerdim. Oysa şöyle bir düşününce, kuru bir ağaç kavuğunda yaşamıyordum. Benden daha acınacak durumda olanlar vardı. Annenin düşüncesiydi bu; insan eninde sonunda her şeye alışır, diye tekrarlar dururdu sık sık.