Ona gerçekten dargın değildim; asla kızmıyordum. Sadece üzgündüm. "Bunun böyle olmaması lazımdı." diyordum. Demek ki beni bir türlü sevemiyordu. Hakkı vardı. Beni hayatımda hiç, hiç kimse sevmemişti
Yalnız içimde müthiş bir boşluk hissi vardı. Hayatımın en dolu, en manalı zannettiğim bir devresi birdenbire boşalmış, bütün manasını kaybetmişti. En tatlı emellerinin gerçekleştiğini gördüğü bir rüyadan acı gerçeğe uyanan bir insan gibi içim çekiliyordu.
Demek ki insanlar birbirine ancak belirli bir dereceye kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor. Seninle aramızdaki yakınlaşmanın bir sınırı, bir sonu olmamasını ne kadar isterdim. Beni asıl bu ümidin boşa çıkması üzüyor... Bundan sonra kendimizi aldatmaya lüzum yok... Artık eskisi gibi apaçık konuşamayız... Bunları ne diye, neyin uğrunda feda ettik? Hiç!.. Mevcut olmayan bir şeye sahip olalım derken mevcut olanları kaybettik...
Çünkü artık bir ümidim yok. Bu sondu...
…Dün akşam, hele buraya geldikten sonra, bir an neler ümit etmiştim... Sihirli bir el tarafından tamamen değiştirileceğimi, ruhumda, küçük kız çocukları gibi masum fakat aynı zamanda bütün hayatımı kavrayacak kadar kuvvetli heyecanlar duyacağımı, bu sabah uykudan, başka bir dünyaya doğar gibi uyanacağımı sanmıştım. Fakat gerçek ne kadar başka... Hava her zamanki gibi kapalı, odam soğuk...
Uzun zamandan beri kulaklarımın en tatlı tanıdığı olan ve bende yalnız iyi hatıralar uyandıran bu ses, birdenbire çıkıp gelen güvenilecek bir dost gibi içime ferahlık getirmişti