Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Seven er odur ki, sevgilisinin kapısını ruhuyla
süpürür! Sabırla süpürür! Bekler durur! Ve zamanı geldiğinde kapı açılır.
Hem gerçek seven kişi, sevdiğinin kapısına eli boş gönlü dolu gelir. Sen de cânânın
kapısını canınla süpür. Elin boş olsa da, gönlünü dolu getir!
Sevgide güneş gibi ol!
Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol!
Hataları örtmede gece gibi ol!
Tevazuda toprak gibi ol!
Öfkende ölü gibi ol!
……..her ne olursan ol,
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!
Biz bu alemde özgür olduğumuzu sansak da ve güyâ hayatdâr olsak da, aslında cümleten esaretteyiz ve de burada tutsağız. Bu dünyâda taşıdığımız ilâhî emânet olan rûhumuz esarettedir aslında. Bu fâni
dünyâda kurduğumuz yuva, tünediğimiz meşguliyetler, bize ezberletilenler, hazırdan
geçinmemiz ve rahata düşkünlüğümüz, esâsen bir yolculukta olduğumuz hâlde durgun ve hareketsiz kalmamız, alıştıklarımız veyâ alışkanlıklarımız; evet hepsi başlı başına bir esârettir.
Bize bu esâreti revâ görenler ise, bize sahip olduğunu zanneden zâlimler, firavunlar,
cimri tüccarlar, taş kalpli zenginler, merhametsiz ağalar ve sağır Sultânlardır. Güyâ bize baktıklarını ve bize dünyâlık bahşettiklerini sürekli yüzümüze vururlar; ayrıca bizden de onlar için çalışmamızı veyâ onların vesâyetlerinin bir parçası olmamızı isterler.
Evet! Bu zavîyeden bakıldığında derd-i maîşet de bir kafestir oğlum. Evlâd-ı iyâl, istikbal beklentisi, makam-mansıb düşkünlüğü, evet, hepsi birer habistir ve de hapistir.