Toplumda kadın ve erkeğin birbirine yabancılaşması süregeldikçe, birbirlerini sahip olunacak nesneler olarak değerlendirme eğilimleri de kaçınılmaz bir sonuç olarak varlığını sürdürür.
Geleneksel ailede eşlerin her biri, diğerinin kendisini nasıl algıladığını bildiği sanısındadır.
…Sorunlar da eşlerden birinin diğerinin ne düşünmekte olduğunu gerçekten bildiğini sanması ve davranışlarını bu varsayıma göre ayarlamasından kaynaklanır. İlginç olan yön de diğer eşin, aslında düşünceleri öyle olmadığı halde, kendisine mal edilen düşünceler doğruymuşçasına davranmasıdır. Bu kopukluklar iletişimin kurulamamasından değil, yanlış kullanılmasından kaynaklanır. Eşler içlerinden geldiğince duygusal tepki davranışları verecekleri yerde, daha az tehlikeli buldukları konuşma yolunu seçerler. Ancak, eşlerin söyledikleri ile yaptıklarının birbirinden farklı olması iletişimi bozduğundan ilişki kopukluğu da kaçınılmaz bir sonuç olur.
Aslında kadınla erkeğin kendilerini eşit hissetmeleri için mutlaka aynı toplumsal statüye sahip olmaları gerekmez. Önemli olan kadının kendine saygı duyabileceği bir ortamın yaratılabilmesidir.