Bir kere, insanların çoğu göründüğü kadar aptal değildir; özellikle de aptal görünenler. Herkesin kendi geliştirdiği, dünyayla başa çıkma yolları mevcuttur. Aslına bakarsanız, kafası pek fazla çalışmayan insanların, hele de bunu kendilerine itiraf edebilecek kadar cesur ve dürüstlerse, kendilerinden daha zeki insanlara karşı pek çok avantajlar geliştirebileceğini, çok yüksek ve önemli mevkilere geleceğini düşünebiliriz. Bir kere, diğerlerinden daha korkak olurlar ki, bu onları tetikte, hazırlıklı ve nihayetinde sinsi kılar. Güç kazanmış bir budala elbette kendisini o noktaya getiren statükoyu korumak ve güçlendirmek yoluna gidecektir. Gelenek insanların ahmak olduğunu varsayar, modernite ise sorumluluk sahibi, zeki canlılar olduğunu. Bu yüzden kısa ve orta vadede hep gelenek kazanır.
Halk, neye ihtiyacı olduğunu bilemez, ancak fevkalade güzel razı olur. Hiçbir büyük dönüşüm, ilerleme, buluş kitleler sayesinde gerçekleşmemiştir. Hatta ekseriyetle tersi doğrudur. Halk kadar yenilikten, orijinallikten nefret edeni yoktur ve kendileri için mücadele veren pek çok insanı seve seve ateşe atmışlığı da az değildir.
-Batı'nın Humanizmini gerçekten mutluluk getirdi mi insanlığa?
+Gerçeğin mutluluk getirmesi gerektiğini kim söyledi ki? Humanizmin temel meselesi insanı özgür kılmakdır. Gerisi kişinin kendi meselesidir.
-Şuursuzluk da özgürlüğü getirebilir. En mühim değer özgürlükse, en makbul insanlar da delilerdir o zaman.
Kendini hiçbir zaman güçlü hissetmemiş birinin hasbelkader kavuştuğu güçten vazgeçmesini bekleyemezsin. Güç de, tabiatı gereği hep daha fazlasını ister.