Kopardığı her üzüm tanesi, salkımda hemen yeniden çıkıyordu. Kızın, üzüm salkımını bitirmeye uğraşarak sonsuzluğa bakan o pencerenin önünde uzun yıllardan beri oturduğu belli oluyordu; acelesi de yoktu çünkü son üzüm tanesiyle birlikte ölümün gelecegini biliyordu.
Kendisini terk etmiş olan Tanrı'yı geri kazanmak için tüm gücünü harcayarak dua odasına gitti, ama yararı yoktu: İnançsızlık, inançtan daha dayanıklıydı çünkü duygularla besleniyordu.
İdam mahkûmu!
Tamam, neden olmasın? Însanların, içinde işe yarayan tek şeyin șu cümle olduğu bir kitap okuduğumu hatırlıyorum, insanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkûmdurlar. O halde durumumda nasıl bir değişiklik oldu ki?
Bireyin ve iç dünyasindaki duyguların on planda olduğu, olaylar üzerinden iyi kötü ayrıma itecek derecede yargıların yoğun derecede yönlendirilmeye çalışıldığı , olaylar üzerinden ve sevginin bir çok türünün işlendiği bir kitap bence ve sanırım bana biraz fazla geldi bu kitapta bu durumun bu kadar işlenmesi o yuzden sevip sevmedigime çok karar veremedim. Aslında karakterlerin iç dünyasınin yogun yansıtıldigi kitapları severim ama ya olayların akışından olsa gerek ya da karakterlerin keskinliğinden mıdır bilemedim favori kitaplarımın arasında olduğunu söylemem. Ama şunu da söyleyebilirim ki okuyan herkes kendine hitap edecek ya da duygularinin yazıya dönüştürülmüş hali olacak cümleler ile illaki karşılasacakdir çünkü o kadar bir detaylı anlatım söz konusu . Aşırı olmamakla beraber Beğendim ama okuyacaklar tavsiyem başta belirttiğim durumları göz önünde bulundurup böyle bir konuyu okumayı sevip sevmeyeceklerini düşünebilirler onun dışında akiciligindan şüphe edilecek bir durum yok bence. ️
Mansfield ParkJane Austen · Can Yayınları · 20182,636 okunma