" Eğer bir mucizenin içinde yaşadığımızı devamlı hatırlayacak olsak, belki de bir Disneyland filmindeki yeni çağ melekleri gibi ortalıkta dolaşıp, ciddi suratlar, dik sırtlar ve pelerin içinde, gördüğümüz en ufak yaprak veya ot karşısında "aa" veya "oo" diye hayranlığımızı ifade edecektik. Ne biçim hayat olurdu bu?"
"Sevgi inandırıcı değildir. Düşüncelerin bulduğu, düşüncelerin biçimlendirdiği bir durumdur. Düşünüldüğü oranda büyür, derinleşir, büyütülür, derinleştirilir. Ne denli düşünülürse, o denli büyür. O denli dayanılmaz boyutlara ulaşır, ulaştırılır. Gerçekleştirilemez. Soyutlaşır. Ve hiçbir zaman bitmez. Yaşam gibi. Ölüm gibi."
"Bir kitap okurken, 'Yazarın Öteki Kitapları' sayfasına dönüp dururdun. Öteki yapıtları da okumak isteyip istemediğini bilmezdin, ama adlarının akla getirdiği şeyleri düşlemekten tat alırdın. Derlemedeki şiirlerin kitabın adı kadar güzel olmayabileceği kaygısıyla 'Yeryüzünde Konaklama'yı okumamıştın. Okuyup da seni düş kırıklığına uğratacaklarına, bilinmemeleri senin için daha gerçek kılıyordu onları.
"Baban başkalarına sert davranırdı. Annense başkalarının acılarını paylaşırdı. Günün birinde, sana kalan o sertliği kendine yönelttin. Baban gibi çektiren de, annen gibi çeken de sen oldun."