Siddharthanın yolu

Siddharthanın yolu
@Medusa_aura
Goethe kendi şeytanını severdi; zira başarısını sağlayan oydu. Virginia Woolf ise kendisini koruyan bu şeytanla yaşamı boyunca mücadele eder ve sonuçta belki de yeteneğinin hakikatini kutsayan müphem bir hamleyle onu yener.
Reklam
Yanılgı, asla duramadan sürekli yolda olma hali, sonluyu sonsuz haline getirir. Şu benzersiz özellikler de buna eklenir: Kapalı olan sonludan çıkabilmeyi her zaman umut edebiliriz, halbuki uçsuz bucaksız sonsuzluk, çıkışsız olduğundan hapishanedir; tıpkı mutlak anlamda çıkışsız olan her yerin sonsuz oluşu gibi. Yolun kaybedildiği yerde doğrusallık bilinmez; bir noktadan başka bir noktaya asla varılmaz; oraya varmak için buradan yola çıkılmaz; hiçbir yola çıkış noktası ya da yürüyüş başlangıcı yoktur. Daha başlamadan zaten başlanmış olunur; tamamlanmadan aynı şey tekrar edilip durulur ve bu hiçbir zaman yola çıkamadan sürekli olarak geri gelme halinin ya da yeniden başlayarak başlamanın saçmalığı “yanlış” ebediyetin sırrıdır, ki bu da “yanlış” sonsuzluğa tekabül eder; oluşun anlamı belki de bu ikisinde saklıdır.
Edebiyatın hakikati, sonsuzluğun yanlışlığında saklıdır. İçinde yaşadığımız dünya yaşadığımız şekliyle mutlu mesut bir biçimde sınırlandırılmıştır. Odamızdan çıkmak için birkaç adım atmamız, hayatımızdan çıkmak içinse birkaç yılın geçmesi yeterlidir.
En ilgisiz, en ihmalkâr yazar bile yaşamı boyunca kitapları için mücadele etmeyi sürdürür. Hayatta olması yeterlidir; kalan ömrüyle görünür kıldığı kitaplarının arkasında durur. Fakat ölümü, fark edilmemiş olsa dahi gizemi yeniden kurar ve düşünceyi hapseder.
Rousseau yaşamı boyunca inandığı gibi zulüm görmüş müdür bilmiyorum. Fakat ölümünden sonra dahi öyle olmaya devam ettiğinden ve son yıllara kadar nefrete, yıkıcı öfkeye, görünüşte aklı selim insanların hakaretlerine, düşmanca ihtiraslara maruz kaldığından, açıklanamaz bir biçimde kurbanı olduğunu hissettiği bu düşmanlık komplosunu gerçekten yaşadığını düşünmek gerekir.
Reklam