Babamın kutsallığında ilk kez bu anda bir çatlak belirmişti, şimdiye kadar çocuk yaşamımı sırtında taşıyan ve kendi kendisi olabilmek için insanın yıkması gereken temel direklere ilk darbe bu anda inmişti. Herkesin gözünden kaçan böylesi yaşantılar, yazgımızın izleyeceği önemi küçümsenmeyecek asıl doğrultuyu oluşturur. Böylesi bir darbe atlatılır, çatlak görünürde kapanır zamanla, toparlar kendini ve unutulup gider, ama gerçekte hepsinde gizli saklı bir köşede sürdürür yaşamını, kanamaya devam eder.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
GENÇ: İnsan gerçekten de yalnız olsaydı, evrende yapayalnız olsaydı, bir birey olmaz ve yalnız hissetmez miydi? FiLOZOF: Sanırım, yalnızlık kavramı bile gündeme gelmezdi. Dile ihtiyacın olmazdı ve mantık ya da sağduyu kullanmaya da gerek kalmazdı. Ama bu mümkün değildir. Issız bir adada yaşasaydın, okyanusun ta ötesindeki bir kişiyi düşünürdün. Gecelerini yalnız geçirseydin, birinin nefes alıp verişini duymak için kulaklannı açardın. Dışarıda biri olduğu sürece, yalnızlık peşini bırakmaz.
FiLOZOF: Yine Adler'den alıntı yapmak gerekirse: "Önemli olan kişinin nasıl dünyaya geldiği değil, elindeki malzemelerle ne yaptığıdır." Y. ya da başka biri olmak istiyorsun çünkü tamamıyla nasıl doğduğuna odaklanmış durumdasın. Ama bunun yerine, elindeki malzemeyle ne yapabileceğine odaklanman gerek.