Ne var ki, alışkanlıktan değil, düpedüz içimizden gelen dürtüyle sevgi ve saygıda karar kılmış, düpedüz kendi gönlümüzle öğrenciliğe ve dostluğa yönelmişsek, varlığımızdaki bizi peşinden sürükleyen akıntıyla sevdiğimizden koparılıp uzağa götürüldüğümüzü hisseder gibi olduğumuz an, bizim için acı ve korkunç bir andır kuşkusuz. Dostu ya da öğretmeni yadsıyan her düşünce zehirli dikeni kalbimize batırır, kendimizi savunmak için başvurduğumuz her darbe kendi suratımıza iner. Böyle anlarda, geçerli bir ahlak arayışını içinde taşıdığını sanan kişinin karşısına yüz kızartıcı seslenişler ve namussuzluk damgaları gibi “sadakatsizlik” ve “ nankörlük” sözcükleri gelip dikilir, bundan ürken yürekler korkuyla çocukluk erdemlerinin yüze gülücü ovalarına kaçıp sığınır ve buradan kopuşun da gerçekleştirilmesi, bu bağın da koparılıp atılması gereğine bir türlü inanmak istemezler.
Sayfa 150 - CAN SANAT YAYINLARI, SINCLAIR·Kitabı okudu
“…Biz bir insandan nefret ettiğimizde, kendi içimizde yuvalanıp bu insanın görüntüsüyle karşımıza çıkan birinden nefret ederiz. Bizim kendi içimizde olmayan şey, bizi kızdıramaz.”
Sayfa 139 - CAN SANAT YAYINLARI, Pistorius·Kitabı okudu