..
"Yüce Rabbim gökten yağdırıyor biz aşağıda süpüremiyoruz" rahmetli büyük yengemin sözüdür.
yani yamalı fistanının, kötürüm bacaklarının, buldukça yediği öğünlerin onda bir kırgınlığa bir gücenikliğe yol açması bir yana; Allah'ın kendisine öylesine bir nimet yağdırdığını ki bu nimetleri tek tek toplamak bir yana, süpürerek toplamaya bile yetişemediklerini söylemiş oluyordu.
Bu aşikâr ki tevekkül dersidir, kanaat dersidir, şükür dersidir, ibret dersidir, hep birlikte kitaplardan değil, insandan talim edilen dersler cümlesindendir.
Sağlıklı elimin felçli elimi tuttuğunu görünce şunu düşündüm. " İşte bu Rabb'i ile birlikte olduğu halde onu tanımayan onun varlığını yanında hissetmeyen kimsenin halidir"
( Sidi Muhammed Buzidi Hazretleri felç geçirdiğini anlatıyor.)
Içimiz şişmiş, basınçla dolmuş, sürdürülemez bir manevi hayata düçar olmuştur.
dışarıdan telaşlı, gürültülü, havalı, tehlike saçan, dikkat çeken olmamız Aslında içerideki bu basınçla alakalıdır.
İçeride bir dengeye ve muvazeneye sahip olsaydık dışarıdan bu kadar dikkat çekmeyecektik.