Aklı başında olan insan, ne dünya umûrun- dan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde sa'y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!
Binaenaleyh, cisminin küçüklüğüne bakıp da günahlarını küçük anetme. Çünkü, kalbin kasävetinden bir zerre, senin şahsi aleminin bütün yıldızlarını küsûfa tutturur.
Âyâ! Bu insan zanneder mi ki, başıboş kalacak. Hâşâ!.. Belki insan, ebede meb'ûstur ve saâdet-i ebediyeye ve şekàvet-i dâimeye namzeddir. Küçük büyük, az çok her amelinden muhâsebe görecek. Ya taltif veya tokat yiyecek.
Ey arkadaş! İnsan da başıboş, serseri, sahibsiz bir hayvan değildir. Ancak onun da bütün harekât ve ef'ali yazılıyor, tesbit ediliyor ve a'malinin neticeleri hıfzediliyor ki, muhasebe-i kübrada ona göre derece alsın.