Kuşlar da yalnız uçar bazen. Özgürce süzülürler bulutların arasından. Ve bütün bir gökyüzü kuşlarındır. Ama hiçbir kuş gökyüzünde yaşayamaz! Yaşamak için konmaya ihtiyaçları vardır. Bazen bir ağaca, bazen toprağa... Ben sana rahatça konabileceğin tek daldım; şimdi kırıldım. Bak herkes aynı ölmüyor gülüm. Beni bu kırılmışlığım öldürecek, seni özgürlüğün. Gittiysen gittin. Belli ki bir daha dönmeyeceksin. Ben böyle eksik de yaşarım ama sen yine de giderken götürdüğün beni geri getir. Yokluğumu nasıl yaşatacaksın kim bilir?
O gidince ne kadar ıstırap çektiğimi, ne kadar dibe battığımı kim bilebilir? Elbette, kimsenin bilmesi mümkün değil, ben bile hatırlamakta zorlanıyorum. Ne kadar acı çekmiştim? Yüreğim ne kadar sızlamıştı? Üzüntüyü kolayca, doğru biçimde ölçebilecek bir cihaz olsaydı dünyada keşke. O zaman üzüntüyü rakamlarla ifade ederek sonra hatırlamak üzere bir kenara kaydedebilirdik. Bu cihaz avuç içine sığacak büyüklükte olsa, daha ne isterdim.