Tutunamayanlar, dinsel ve mitolojik etkilerin de tesiriyle yerleşik düzenin değer yargılarıyla, zevkleriyle yaşam biçimiyle uzlaşamayan topluma yabancılaşmış insanların romanıdır.
Selim Işık toplumun öğütücü acımasızlığı karşısında tutunamamış bir naif karakter olarak karşımıza çıkar. Romanı okurken Selim'e kıyamayanlar, üzünler de tutunamayacaklardır hayatlarında.
Romanda ele alınan konu, konunun işleniş tarzı ve iç monolog, bilinç akışı, alıntı gibi yeni anlatım teknikleriyle önce bir teryüz olacaksınız eğer klasik bir roman okuyucusuysanız.
Postmodern Türk edebiyatının ilklerinden ve en güçlü kalemi olduğunun çok geç anlaşılması çok üzücü. Esasında romanı basacak yayınevi bulamaz başta. İhtilal öncesi kamplar o kadar keskinleşmiştir ki kimsenin kendi cenahı dışında birşey okumaya yeni bir söz söyleme "şımarıklığına" tahammülü yoktur. Nihai olarak ihtilal sonrası sular durulunca keşfedilmiş bir yazardır Atay. Günümüzün kendisini göklere çıkartan, kahve-kedi-oğuz atay üçgeninden oluşan, belki de okumadan, içine nüfuz etmeden gösterişçi popüler kültürünü de muhakkak çok eleştirirdi.
Tutunamayanlar, içinden çıktıkları topluma yabancı, herşeyi ideolojik söylemle çözümlemeye çalışan yarı aydınlarla da alay eder aslında bir yandan.
Romanda ruh sağlığı zedelenmiş kişiler vardır karşımızda. Hayat akıp giderken kıyısından köşesinden suyun akışına kendini kaptıramayanların romanıdır Tutunamayanlar.
Aslında kişilerin bireysel gibi görünen sorunlarının gerisinde hep toplum vardır. Tutunamamanın acısı yada ayrıcalığı vardır. Kahramanlar diğer bir yandan garip bir şekilde dışa dönük kişilerdir de. Yabancılaşmaları da dışa dönük bir yabancılaşmadır. "En acıklı anlarında bile güldürücü sözler bulabilen insanlardır tutunamayanlar zira kendilerine acımaları yoktur."