Yüzbaşı, "Mustafa sen en son ne zaman izne gitmiştin?"
diye sordu.
"Beş ayı geçti komutanım."
"Nasıl ailen ve dostlann iyiler mi?"
"Ne kadar iyi görünseler de hep kaygılı ve hep endişeliler, ta ki ben buradan dönünceye kadar."
"Niçin öyleler?"
"Bu işin sonunun gelmeyeceğine ve bitirilemeyeceğine
inanmışlar."Neden böyle düşünüyorlar?"
"Umutsuzlar komutanım.
"Iyi güzel de sana bir şey söyleyeyim mi? Askere gelmeden önce bir büyüğümüz söylemişti: 'Cesaret, ödünün koptuğunu senden başka kimsenin bilmemesidir. Kimse eve torba içinde dönmek istemez. Bizim işimiz düşmanı bulmak ve onu yok etme yeteneğimizi bütün güçlüklere rağmen ko-rumaktır.
Her tarafım kan kokuyordu. Şaşırtıcı olabilir ama ilk aklıma gelen, Kan kokuyorum hemen bir yerde yıkanmalıyım, oldu. İkincisi ise, Bizim eve doğru uçun kuşlar, söyleyin anama, eşime, çocuklarıma, biz yurdumuz için öldük!' demekti…