Ah! Tez canlı ve ateşli gençlik! diye sözünü sürdürdü belediye başkanı, geçmişine gülümseyerek. Biz de böyleydik, değerli danışmanım! Biz de sevdik! Zamanında biz de kuyruklara girdik!
Evet, on yıl! On yıl boyunca birbirlerinin kalplerini fethetmeye çalışıyorlardı. Birine bir yaşam boyu bağlanmak söz konusu olduğunda, bu süreye gerçekten uzun denilebilir mi? Mühendis ya da doktor, avukat ya da valilik danışmanıolabilmek için on yıl eğitim görülsün de, biriyle evlenmek için onunla ilgili gerekli bilgileri edinmek bundan daha az zaman alsın ha! Bu durum kabul edilecek şey değil, olaya denge ya da mantık meselesi olarak bakarsak, Quiquendone'lular araştırmalarını böylesine uzatmakta bizce haklılar. İnsanların başına buyruk yaşadığı ve ateşli olduğu diğer kentlerde birkaç ay içinde gerçekleşen evlilikler görüldüğünde, omuz silkmeli ve oğulları koleje, kızlarıysa Quiquendone yurduna göndermekte acele etmeli.
Yarım yüzyıldır, iki yıl içinde gerçekleşen yalnızca bir evlilik görülmüştü ve o da az kalsın bozulacaktı!
Bu istisnai kentte, genç kalplerin çarpmadığını düşünmek yanlış olur. Sadece belli bir yavaşlıkta çarpıyorlardı. Dünyanın bütün diğer kentlerindeki gibi orada da evleniliyordu, ama uzun bir süre bekledikten sonra. Bu ürkütücü ilişkilere girmeden önce, nişanlılar birbirlerini incelemek istiyorlardı ve bunun için gerekli araştırmalar, aynı kolejdeki gibi, en az on yıl sürüyordu. Bu süreden önce "onay almak" nadirdi.
Üç yüz yıldır ne bir yumruğun ne de bir tokadın atıldığı bir kent! Bu böyle devam edemez, bütün bunları değiştireceğiz, anlıyorsunuz değil mi üstat Ygène?