Sonuçta sadece erdemlerden damıttıklarımızı, İnsan'ın kahramanlık heykelini getirmedik ki Dünya'dan! Gerçekten nasılsak öyle geldik buraya ve madalyonun öbür yüzü bize bu gerçeği, gerçeğin görmezden geldiğimiz o kısmını gösterince onu kabul edemiyoruz!"
Kozmosu fethetmek istemiyoruz aslında, Dünya'yı kozmosun sınırlarına dek genişletmek istiyoruz sadece. Bazı gezegenler Sahra Çölü gibi kıraç, bazıları kutuplar gibi buz tutmuş ya da Amazon Ormanları gibi tropikal olmalı. İnsancıl ve soyluyuz, başka türlere boğun eğdirmek değil, onlara kendi değerlerimizi benimsetmek ve karşılığında onların mirasını devralmak istiyoruz sadece. 'Kutsal Bağlantı'nın şövalyeleri sayıyoruz kendimizi. Bu da ikinci sahtelik. İnsandan başka bir şey aramıyoruz biz. Başka dünyalara ihtiyacımız yok. Ayna lazım bize. Başka dünyalarla ne yapacağımızı bilmiyoruz. Biri yetiyor bize, ama onda boğuluyoruz artık. Dünyamızın ülküsel imgesini bulmak istiyoruz; bizimkinden daha mükemmel küreler, uygarlıklar olmalı; ilkel geçmişimizin görüntüsünü tekrar bulmayı umuyoruz bunlarda.
Uzun sözün kısası, sonuç olarak, erdem, cesaret, yetenek zeka, hayal gücü gibi bütün nitelik ya da özellikler yalnız bir oksijen sorununa bağlı olabilir miydi?
"Durun! Durun! Delirdiniz mi!" diye haykırdı. "Heyecanınızı dizginleyin! Bırakın musluğu kapatayım! Hiç de kana susamış insanlar değilsiniz siz! Uysal ve yumuşak başlı, iyi yürekli burjuvalarsınız! Böyle tutuşmanız hocam Doktor Ox'un hatasıdır! Bu bir deney! Sizi okshidrik gazıyla aydınlatmak bahanesiyle, binaları..."
Ama cesaret, haklılık, yabancı düşmanlığı, intikam isteği en mükemmel silahların yerine geçebilmeli ve modern mitralyözlerin, kamadan doldurulan topların yerini alabilmeliydi - en azından böyle olacağı umulmaktaydı.