“İnsanlar birer ada gibidirler kimi büyük kimi küçük. Bir yaş gelir artık kendi adanızın hudutlarına varırsınız, daha ötesi yoktur işte, o kadarsınızdır. Mesele daha büyük olmaya çalışmak değil mevcudu en güzel şekle getirmektir. Yani onca sene yaşamışsınız işte, neye benzetmişsiniz adanızı? Çorak bir yer mi? Bir çöl mü? Yoksa ormanlar mı yeşermiş? Tatlı çiçek bahçeleri mi yetiştirmişsiniz. İşte hayatın son safhasında idrakine varacağınız yegane hakikat budur, kendi sınırlarınız.”
Sonbahar da korkunç geçiyor. Sabahın ilk saatlerindeki o soğuk. Bahçeye çöken sis. Kümeslerinde bağır bağır homurdanan , dışarı çıkmayı reddeden horozlar. Yaprakların kenarlarından kurumaya başlaması . Hamnet’ın yaşamadığı ve hissetmediği bir mevsim. Onsuz dönmeye devam eden bir dünya.